Dünyaya Kendi Gözlerinizle Bakıyor Musunuz?

En son güncellendiği tarih: 9 Kas 2020

Gündelik yaşantıda 3 tip kişilikle karşılaşırız genelde.

Birincisi, sürekli meşgul olanlardır: Kendilerini ispatlamak, toplumda bir yer edinebilmek ve çok para kazanmak için çok çalışmaları gerektiği söylenmiştir onlara, aksini düşünmezler.

Neyi neden yaptıklarını pek sorgulamadan çok çalışırlar. Yavaşlamak, sakinleşmek, kendileriyle baş başa kalmaktan kaçınırlar. Böyle olunca kendi anlamlarını bulmaları da pek mümkün olmaz. 

İkinci grup sıkılanlardır: Bu insanların belirli bir hedefi ya da bir arayışı yoktur.

Genelde şikayet ederek geçirirler günlerini. Bulundukları yerden memnun değildirler ama değiştirmek için çaba da harcamazlar. Pek anlamlandırabildiğim bir grup değil açıkçası.

Üçüncü grup ise yaşayanlardır: Kendilerini akışa kaptırmış bu insanlar onları neyin mutlu ettiğini, kendi hayatlarının anlamını, kim olduklarını aramış, bulmuş ve buna göre bir amaç uğrunda yaşayan insanlardır. Heyecanla yaşar, sürekli öğrenir ve keşfederler.

Toplumun çoğunluğunu 1 ve 2. gruptakiler oluştururken, 3. gruptakilerin sayısı bir hayli azdır.

Çünkü insanın kendisini keşfetmesi, kendi anlamını bulması, başkalarının istediği değil kendi hayatını yaşaması kolay değildir. Özgün olmaktır bu. Ve özgünlük zaman ister, ciddi bir mücadele gerektirir. 

Kendi gözleriyle gören, kendi yürekleriyle hissedenlerin sayısı çok azdır. Einstein

Psikiyatr ve yazar Enrique Rojas, özgün insanı şu maddelerle tanımlıyor:

1. Kendine karşı gerçekçidir: ‘’Davranışları şeffaftır. Bir şey söylediğinde onu hissettiği için söyler ve tüm sorumluluğu üstlenir.’’

2. Gerçekleri ön planda tutar: ‘’Kendi gibi olan kişi olayları isimleriyle çağırır, çoğunluk başka bir şey söylese bile o akıntıya karşı kürek çeker, yalan söylemekten, birden fazla kişiliğe bürünmekten, ihanetten ve dedikodudan kaçınır.’’

3. Tutarsızlıkları ortadan kaldırır: ‘’İyi gitmeyen pürüzleri ortadan kaldırmak ve temizlemek için çaba göstermeden ve mücadele etmeden bir kişisel gelişim mümkün değildir. Özgün olmak zaman ister. Düz değil, dik ve yokuşlu bir yoldur ancak sonu mutluluktur.’’

4. Hangi yöne gitmesi gerektiğini bilir: ‘’Hayatındaki her durumda içinden gelen bir yön duygusu vardır. Dıştan gelenlere bağlılığı az iken, içinden gelenlere ve kendi kriterlerine çok bağlıdır. Dış baskılardan pek etkilenmez, çoğunluğun ya da istatistiklerin doğru olduğunu söylediği şeylere o da doğru demez.’’

5. Bir bütündür: ‘’Başkalarına ve kendine farklı imajlar vermez, her ortamda, ortama ters düşse de, politik olarak doğru olmasa da ya da demode olsa da kendi fikirlerini, inandıklarını savunmayı bilir. Bu onun büyüklüğü ve şartıdır.’’

Tüm gücüyle bizi aynılaştırmaya çalışan bu dünyada önce kendimize sonra dünyaya karşı ”özgün olma” sorumluluğumuz var.

Ancak bu şekilde farklı bir dünyanın kapılarını aralayabilir, memnun olmadıklarımızı düzeltme imkanına kavuşabiliriz.

Ve ancak bu şekilde insanca yaşayabiliriz.


33 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör