Haddini Aş Hikayeleri 71: HaddiniAs.Net

Ekranlarınızın ayarları ile oynamayın, başlıkta bir hata yok😎.

Bugün size haddini aşan bir insanı değil, haddi aşmaya çalışan insanlara yardımcı olmak üzere kurduğum girişimimin hikayesini anlatmak istiyorum.

HaddiniAs.Net hikayesini anlatmak istememinin nedeni size bir tanıtım yapmak değil (ya da esas amacı bu değil diyeyim😉)

HaddiniAs.Net'in hikayesi, çok düşük bir sermaye ama akıllıca bir planla bir girişimi nasıl kurduğumu ve "içerik üreterek para kazanılmaz bu memlekette" diyenleri nasıl haksız çıkardığımı anlatan ve sizin de bir "hobi" gibi başlayan bir işi, bir süre sonra gelir yaratan bir modele dönüştürebileceğinizi gösteren bir hikaye.

HaddiniAs.Net'in hikayesi insanlara güçlü bir değer sunarsanız bunun sonunda başarılı bir iş modeline dönüşebileceğini, bugünün teknolojik imkanları ile benim gibi hiç bir yazılım bilgisi olmayan bir insanın bile internetten para kazanabileceğini, sosyal medyanın etkin kullanımın büyük bir stratejik silah olduğunu anlatan bir hikaye aynı zamanda.

Nasıl, ilginizi çekti mi?

Öyleyse başlayalım.


Nereden Çıktı Bu Haddini Aş Meselesi?


Yaklaşık bir buçuk yıl önce blogumda "Haddini Aş Hikayeleri"ni yazmaya başladığımda işlerin buraya varacağını hiç düşünmemiştim açıkçası.


Tek amacım takipçilerimi potansiyellerini gerçekleştirmeye ve daha iyi şeyler yapmaya teşvik etmekti.


Çok başarılı insanların hayat hikayelerini okumanın onlara ilham vereceğine, başarı konusunda kafalarındaki ön yargıları kıracağına inanıyordum.


Türk ve yabancı, sanattan, spora, girişimcilikten, bilim insanlığına kadar her alandan olağanüstü başarılı insanların hikayelerini paylaştığım dizi, özellikle LinkedIn platformu üzerindeki okurlarımdan büyük ilgi gördü.


Sevgili Bilge Zağlı'nın araştırma desteği verdiği bu yazı dizisi pek çok insanın pazar günlerinde merakla beklediği bir okuma deneyimine dönüştü.


Bu ilgi, hem sosyal medya platformlarındaki takipçi sayımda hızlı bir artışa neden oldu, hem de yazıların aldığı yoğun etkileşim sayesinde insanların böyle hikayeleri duymaya aslında ne kadar ihtiyaçlarının olduğunu keşfetmeme...


Ama daha da önemlisi, okurlarımdan aldığım geri bildirimler gösterdi ki, onlar sadece ilham almayı değil, başarılı insanların sırlarını öğrenmeyi ve onları kendi hayatlarına uyarlamayı da istiyorlardı.


Bu iç görü beni hikaye anlatmanın ötesine götürdü ve "Haddini Aş Sırları" ismini verdiğim yazıları paylaşmaya başladım.


Bu yazılarda çok başarılı insanların hayata bakış açılarını, düşünme biçimlerini, verimlilik sırlarını, ilişki yönetimlerini, günlük alışkanlıklarını ve karakteristik özelliklerini ele alıyorum.


Hem hikayelerin, hem de sırların görmekte olduğu büyük ilgi beni çok memnun ediyor. Demek ki ülkemizde pek çok insan kendisini geliştirmeyi, daha iyi şeyler yapmayı ve daha büyük başarılar elde etmeyi arzuluyor.


E-Bültenin Kuruluşu


Zaman ilerledikçe sosyal medya platformlarının bazı kısıtlamalarının okur deneyimini olumsuz etkilediğini gördüm.


İnsanlar yazılarımı takip etmekte zorlanıyor, sosyal medya algoritmalarının keyfine kalıyorlardı. Onlarla yeterli derecede güçlü ve kalıcı bir bağ kuramadığımı hissediyordum.


Bunun üzerine Haddini Aş yazılarını bir e-bültene dönüştürdüm ve e-postasını benimle paylaşan insanlara günlük ücretsiz e-bültenler olarak göndermeye başladım.


Revue isimli platformu kullanarak yayınladığım e-bülten okurlarımdan büyük ilgi gördü ve kısa sürede binlerce aboneye ulaştı.


Bu yazıyı kaleme alırken e-bültenin 11.000 abonesi var ve bülten yazılarının açılma oranları %30-40 arasında geziniyor. Ki bu sektör ortalamalarının çok üzerinde bir e-bülten açma oranı.


Bültenin abone sayısı da hiç hız kesmeden büyümeye devam ediyor bu arada.


Podcast Yayınları:


E-bülten hızla büyürken bazı okurlarım bana neden bir YouTube ya da podcast kanalı kurmadığımı sormaya başladılar. Bazı insanlar okumak yerine dinlemeyi veya izlemeyi tercih edebiliyorlar anlaşılan.


Bunun üzerine bu kanallar üzerinden düzenli yayına başladım. Ama esas ağırlığı podcast platformlarına verdim.


Çünkü yoğun günlük iş akışımın içinde video üretmeye yeterli vakti ayıramıyordum. (Ve ayrıca sesim, görüntümden daha çekici🤣).