Haddini Aş Hikayeleri 88: Johannes Gutenberg

Bazen fikirlerimize çok güvensek de elimizdeki imkanların kısıtlı olması nedeniyle onlardan kolayca vazgeçebiliyoruz.

Peki ya o fikir dünyayı değiştirecek veya büyük bir etki bırakacak bir fikirse?

Bu yazımda borç para alarak ve ömrü boyunca borç içinde yüzerek fikrini hayata geçiren ve insanlık tarihinin en önemli buluşlarından birini gerçekleştiren Gutenberg'in hikayesini anlatıyorum.

Johannes Gutenberg Kimdir?

1398 yılında Almanya, Mainz'de dünyaya geliyor Gutenberg.

İş hayatına tüccar olarak başlayıp sonrasında demirci ve kuyumcu olarak devam ediyor. Gutenberg, 30'lu yaşlarındayken ailesiyle birlikte Strazburg'a taşınıyorlar.

15. Yüzyılda kitapların üretilmesi çok zor ve zahmetli bir işti. Ahşap levhalar elle oyuluyor, levhalar mürekkepleniyor ve her bir kayıt yaprağının onlara bastırılıyordu. Gutenberg ise kitapların daha seri nasıl üretilebileceği üzerine kafa yoruyordu sürekli.

Metal ve alaşımlarla birçok deney yapıyor, ne kadar dayanıklı olduklarını, yüksek ısı karşısındaki davranışlarını test ediyor.

Bir gün üzüm hasadının kutlandığı bir festivalde eğlenirken şarap presinin üzümden suyunu ayırmak için nasıl kullanıldığını inceliyor ve aynı fikrin kağıda yazı basılması için kullanılabileceğini fark ediyor. Sonunda üzüm mengenesine benzeyen vidalı bir baskı presi kullanıyor.

Uzun süren deney süreci ve tüm çalışmaları Gutenberg'e epey pahalıya patlıyor, hatta tüm birikimini kullanıyor.

Bunun üzerine kendisine bir yatırımcı aramaya koyuluyor ve güvendiği bir kuyumcu olan Johannes Fust'ın kapısını çalıyor.

Fust'a tüm fikirlerini anlatıyor, başarıya çok yakın olduğunu söylüyor.

Fust başlarda Gutenberg'e finansal yardım yapmakta çekimser davranıyor. Sonuçta o zamanlar halkın kitaplarla ilgisi yok, sadece dönemin az sayıdaki eğitimli insanları okuyor.

''Ne tür kitaplar basacaksın?'' diye soruyor Gutenberg'e.

Kitabın türünün ne olacağına dahi çoktan karar veren Gutenberg, ''Tüm insanların ilgisini çekecek, bugünün en etkili ve dünyaca ünlü bir kitabı, İncil'i basacağız.'' diyor.

Fust biraz düşündükten sonra ikna oluyor ve bu işe o zamanlar ciddi bir miktar olan sekiz yüz florin yatırıyor.

Böylece atölyesini açabilen Gutenberg, yanına bir de yardımcı alıp işe koyuluyor ve elle yazılmaya kalkılsa doksan yıl sürecek 450 adet incili bir yılda basıyorlar.

Gutenberg İncil'i, yüksek tasarım kalitesi ve kalitesiyle epey beğeni topluyor.

Ancak Gutenberg Fust'a olan borçlarını ödeyemediği için ortaklıkları bozuluyor ve Fust tüm aletlere el koyuyor.

Bir süre sonra Konrad Humery isimli bir memurdan aldığı borçlarla yeni baskı makinesi kuruyor ve bu kez de dilbilgisi kitabı, sözlük ve başka türde kitaplar basıyor.

Buluşunun dehasına rağmen hiçbir zaman çok fazla para kazanamıyor Gutenberg ancak insanlık tarihinin en önemli buluşlarından birisini gerçekleştiriyor ve aydınlanma döneminin başlamasına büyük katkıda bulunuyor.

Çünkü basımcılık zamanla en büyük sanayi oluyor, kitaplar gittikçe ucuzluyor ve okur yazarlık çok hızlı şekilde artıyor. Üstelik özgür düşünmenin önünü açılıyor ve bilimsel araştırmalar hız kazanıyor.

1468 yılında hayata gözlerini yuman Gutenberg'in orijinal İncillerinden ise geriye 40 adet kaldığı ve her birinin yaklaşık 10 milyon euro değerinde olduğu söyleniyor.

***

Fikirlerinizden her vazgeçecek gibi olduğunuzda Gutenberg'i hatırlayın derim ben.

Fikrine nasıl sıkıca sarıldığını, imkansızlıklarının üstesinden nasıl geldiğini ve sonuç olarak adını tarihe altın harflerle yazdırdığını hatırlayın.


471 görüntüleme1 yorum