Hayatınızdaki Başarı Hırsızlarının Farkında mısınız?

Hırsızlar sinsi olurlar.

Evinize izinsiz girerler ve eğer onları fark etmezseniz varınızı yoğunuzu alır götürürler.

Neyse ki sizi hırsızlardan korumak için imdadınıza koşan bolca dış destek var.

Kaliteli bir güvenlik sistemi kurabilir, korunaklı bir sitede yaşayabilir, devletin kolluk güçlerine yardım için başvurabilirsiniz. Ayrıca hırsızlığa karşı caydırıcı hükümlerle dolu kanunlar da size koruma sağlar.

Bir de başarı hırsızları var.

Bence onlar daha tehlikeliler.

Belki adi hırsızlar evinizinden bir kaç parça şey çalabilirler ve bu canınızı sıkabilir. Ama bunlar her zaman yerine geri konulabilir, yeter ki canınız sağolsun.

Oysa başarı hırsızları harika, başarılarla dolu ve haddinizi aştığınız bir hayat yaşama hakkını elinizden alırlar. Ve bunun telafisi maalesef imkansızdır.

Onlar da tıpkı adi hırsızlar gibi hayatınıza sinsice girerler.

Ve eğer onları fark etmezseniz sizi başarılı olmaktan, hedeflerinize ulaşmaktan alıkoyar, sizi başarısızlık döngülerinin içine adeta hapsederler.

İşin kötüsü bu hırsızları defetmek için birinden yardım istemeniz fayda etmez. Onların sizi soymasını hiç bir dış yardım durduramaz.

Onları engellemek sadece sizin elinizdedir ve yanınınızda caydırıcı kanunlar filan da yoktur.

Ve onları engellemenin ilk adımı, onları farketmektir.

Bugünkü yazımda bazı başarı hırsızlarını tanıtmak istiyorum size. Belki bu yazıyı okumanız onları fark etmeniz ve kendinizi korumaya almanızda size yardımcı olabilir.


Hayır Diyememek

Birçoğumuz ‘’hayır’’ demeyi ayıp, değerimizi düşürecek bir şeymiş gibi görürüz.

'’Bu işi geri çevirirsem yeteneksiz olduğumu düşünürler’’

‘’Buluşmaya katılmazsam arkadaşlarım beni eskisi kadar sevmez’’

Fakat sınırlı zamanımız ve enerjimiz olduğunu unutuyoruz. Herkesi memnun etmek için gösterdiğimiz çabalar hedefimizi unutmamızla ve hatta pek çok zaman da tükenmişlik duygusuna kapılmamızla sonuçlanır.

Steve Jobs, 1997 yılında bir Apple konferansında hayır demek ve odaklanmak arasındaki ilişkiyi vurguluyor ve diyor ki:

"Odaklanmayı düşündüğünüzde, ‘odaklanma evet demektir’ diye düşünürsünüz. Ancak hayır, odaklanmak ‘hayır’ demekle alakalıdır."

Şu sıralar en büyük problemlerimizden olan odaklanma ve zihinsel dayanıksızlık gibi sorunların arkasında yatan etkenler birisi de "hayır" kelimesiyle bir türlü barışamamız aslında.

Seth Godin ise şöyle diyor:

"Saygılı bir biçimde hayır diyebilirsiniz. Yalnızca kısa vadede hayır demenin acısına katlanamadığınız için evet demeniz, işinizi görmekte size yardımı olmayacaktır."

‘’Hayır’’ demek bizim güçsüz, yeteneksiz veya ilgisiz olduğumuzu değil, tam aksine, ne istediğini bilen ve kendinden emin birisi olduğumuzu gösterir.



Drama Sevdası

Milletçe dramaya bayılıyoruz.

En çok izlenen filmler acı, ihanet ve sefalet filmleri.

En çok dinlenen müzikler de keza arabesk ve arabesk rap gibi türevleri.

Yıllardır ruhumuza ve hayatımıza ustaca işleniyor bu kültür.

Hayata dramatik bir bakış açısı ile bakmayı seçenler, ya zayıf insanlardır ya da bu seçimlerinden dolayı zaman içinde zayıflarlar.


Çünkü dram toksiktir, temas ettiği yeri çürütür, uyuşturur ve sonunda öldürür.

Evet, bu tarz içeriklere her maruz kaldığınızda, siz farkında olmasanız da hem zihnen, hem bedenen zayıflıyorsunuz.

Çünkü mücadele ederek yol alabileceğinize inancınız zayıflıyor, kendinizi bir kader kurbanı olarak görüyorsunuz.

Oysa sonsuz sayıda kaliteli, insanı geliştirici, ümit verici, ufuk açıcı ve eğlenceli içeriğe anında ulaşabildiğimiz bir dönemdeyiz.

Hayata bakışınızı değiştirecek, size yeni yeni ufuklar açacak, motivasyonunuzu katbekat arttıracak o kadar çok film, dizi, müzik, kitap, blog ve sosyal medya içeriği var ki.

SAKIN dram izleyicisi ya da dinleyicisi olmayın.

Tam tersine benim içerik üreterek yaptığım gibi, dramayı ortadan kaldıran olmaya çabalayın siz.

Mücadele eden ve çözüm üretenlere katılın.

Her gece televizyonlarının karşısında ağlaşanlara değil.


Konfor Düşkünlüğü

Konfor güzeldir, hepimiz severiz.

Düzenimiz, rahatımız bozulsun istemeyiz. Zorluklardan da kaçabildiğimiz kadar kaçarız.

Konforumuz yerinde ve her şey yolunda sanırken, içten içe çürüdüğümüzü fark etmeyiz çoğu zaman.

Konfor alanımızdan çıkamamamız bize sunulana razıyız, her şeyi olduğu gibi kabul ediyoruz ve yeni şeyleri denerken hissedeceğimiz kaygı ve korkular bizi potansiyelimizi gerçekleştirmekten alıkoyuyor demektir.

Oysa hayat ancak sınırlarını zorlayarak yaşandığında, risk alındığında, cesur ve tutkulu olunduğunda bir anlam kazanır.

Sınırlarını zorlayıp kendini sürekli geliştiren, yeni şeyler denemekten vazgeçmeyen, bunun getirdiği kaygıları ve korkuları göğüslemeye hazır olanlardır olağanüstü başarılara imza atanlar.


"Korku ve kaygı hissetmemiz, konfor alanımızın güvenli sınırlarının dışında ve gerçek amacımız doğrultusunda hareket ettiğimizi gösterir."
- Charles F. Glassman


Sağlıksız Yaşam

Genelde en son düşündüğümüz şeydir vücudumuza iyi bakmak.

Önce iş gelir, para gelir, kariyer gelir, aile ve ilişkiler gelir.

Bir işi bitirmek için geç saatlere kadar ayakta kalabilir, öğünlerimizi geçiştirebiliriz. Spora ise hiç yanaşmayız bile.

Ancak büyük başarılar sağlam bir vücut ve sağlam bir zihin gerektirirler.

Sağlığımıza, beslenmemize, uyku düzenimize dikkat etmez, hareketsiz bir yaşam tarzını benimsersek ne sağlam bir vücuda, ne de sağlam bir zihne sahip olabiliriz.

Jim Rohn’un bu konuda çok sevdiğim bir sözü var:

Vücudunuza iyi bakın. Çünkü yaşamak zorunda olduğunuz yegane yer orası.’’


Yanlış Sosyal Çevre

Çevremizdeki insanlar başarımız üzerinde düşündüğümüzden çok daha büyük bir etkiye sahipler.

Bu yüzden çevremizde doğru insanları bulundurmak, kendimize yapacağımız en büyük iyiliklerden olacaktır.

Mesela enerji çalan, verim düşüren ve bizi desteklemeyen insanlardan olabildiğince kaçmalı, ilham veren, cesaretlendirici ve pozitif insanları tutmalıyız çevremizde.

Çünkü zaman içerisinde çevremizdeki insanlar gibi hareket etmeye ve düşünmeye başlıyor, onları adeta kopyalıyoruz.

Oprah Winfrey’in de dediği gibi:

Etrafınız, sizi sadece ileriye götürecek insanlarla çevrili olsun.

***

Evet, hayatınızdaki hırsızları hatırlatmak istedim size bu yazımda.

Eğer bunlardan biri ya da birkaçı hayatınıza girdiyse, onları gerisin geriye yollayacak tek kişi sizsiniz.

Hadi hayatınızda iyice yer etmeden onları hemen kovmaya başlayın.

 

©2020, Bora Özkent'le Haddini Aş! Wix.com ile kurulmuştur.