Kendinize ‘’Sıkılma Hakkı’’ Tanıyın

Sıklıkla yaptığımız bir hata var: Kendimize sıkılma hakkı vermemek, hatta can sıkıntısını zararlı, sakınılacak bir durum gibi görmek.

Evet, can sıkıntısına tahammülümüz yok.


Kendimize her an yeni meşguliyetler üretiyoruz. Biraz boş kalınca elimiz hemen telefonlarımıza gidiyor. Üstelik bunu normal zannediyoruz. Ve birçok becerimizi, bizi biz yapan özellikleri kaybediyoruz farkında olmadan.


Bu yüzden, bu yazımda can sıkıntısını öveceğim. Çünkü değişmenin ve değiştirmenin ön koşuludur can sıkıntısı, uyanıştır.

Can sıkıntısı üzerine yapılmış bir bilimsel araştırmadan bahsetmek istiyorum önce:

Araştırmanın ilk aşamasında, iki gruba ayrılan deneklerden ilk gruba bir telefon rehberini kopyalama gibi epey sıkıcı bir görev veriliyor. İkinci grup olan kontrol grubu deneklerine ise hiçbir görev verilmiyor.

Deneyin ikinci aşamasında bu iki gruptan bir çift plastik kapla üretebilecekleri kadar fikir üretmeleri isteniyor. Hangi grup daha başarılı oluyor dersiniz?


Cevap: Sıkıcı işlerde uğraşan ilk grup, çok sayıda yaratıcı fikir üretiyor.

Ardından araştırmaya üçüncü bir grup ekleniyor. Bu grup da sadece telefon rehberi okumakla görevlendiriliyor. Çok daha sıkıcı ve rutin bir görev yani.

Araştırma sonuçlandığında sonradan katılan, en sıkıcı görevin yüklendiği bu grubun yaratıcılık puanı hem diğer gruplardan hem de bir önceki ölçümlerden çok daha yüksek çıkıyor.

Haliyle buradan, pasif olduğumuz, canımızın sıkıldığı durumlarda hayal gücümüzün ve yaratıcılığımızın tetiklendiği sonucunu çıkarabiliriz.

Can sıkıntısından kaçınmak, odaklanma becerimizi kaybetmemize de neden olabiliyor.

Cal Newport, odaklanma konusunu ele aldığı ‘’Pürdikkat’' kitabında ‘’Odaklanma yetisini neden kaybettik ve nasıl geri kazanabiliriz?’’ sorusuna, araştırma verilerine dayanarak şöyle bir cevap veriyor;

Tıpkı beden sağlığına antrenman dışı zamanlarda da özen gösteren profesyonel bir sporcu gibi siz de odaklanma harici zamanlarda zihninizi toksik girdilerden korumalısınız;
bunaldığınız her an aklınızdan geçen ilk şey tüymekse, sıra pürdikkat çalışmaya geldiğinde zorlanırsınız.

Ayrıca merak duygusunun da en büyük tetikliyicisidir can sıkıntısı.


Bizleri yeni şeyler denemeye ve öğrenmeye iter. Ve merak duygusu bize bambaşka dünyaların kapılarını açar, bizi geliştirir ve başarıya ulaşmamızı kolaylaştırır.


Eğer yaratıcılığınızı ve odaklanma yetinizi kaybettiğinizi hissediyorsanız, belki de birazcık durup sıkılmanın zamanı gelmiştir.

Şunu unutmamak lazım: Gördüğümüz o en yaratıcı eserler, düşünceler, eylemler… her biri can sıkıntılarından kaçmayıp onu bir avantaja çeviren insanların… her zaman başka bir şey yapmakla çok meşgul olan insanların değil.

O halde sizden bir isteğim var:


İnternetten çıkın, telefonunuzu, bilgisayarınızı kapatın, her türlü dikkat dağıtıcıdan uzaklaşın. Tüm aktivitelerinize ara verin.

Bir süre kendinize hiçbir şey yapmama ve sıkılma hakkı tanıyın.

Ne dersiniz, yapabilir misiniz?

752 görüntüleme2 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör