Zihniniz Yeni Fırsatları Fark Etmeye Hazır mı?

Birçoğumuz dikkatimizi tek bir probleme, fikre veya fırsata öyle odaklıyoruz ki gün içinde yanımızdan geçip giden şahane fırsatların farkına bile varmıyoruz.

Bu konuyla ilgili yapılmış çok çarpıcı bir deneyden bahsetmek istiyorum. Harvard'lı Psikolog Daniel Simons'ın görme psikolojisi üzerisine yapmış olduğu bir deney bu.

Simons ve ekibi üç beyaz, üç siyah tişörtlü 6 oyuncunun birbirlerine basket topuyla pas attıkları bir video hazırlarlar.

İki grupta da birer top vardır ve gruplar sadece kendi grubundaki oyunculara pas atarlar.

Seçtiği deneklere her iki grubun da toplam kaç pas atacaklarını saymalarını ve çok dikkatli olmalarını isterler ve videoyu başlatırlar.

Video aşağıda, hadi siz de sayın toplam kaç pas atıldığını.

Video sona erdiğinde deneklere sorarlar: ''Videodaki gorili gördünüz mü?''

Ve deneklerin neredeyse hepsi aynı cevabı verir: ''Ne gorili?''

Peki ya siz gördünüz mü gorili?

Halbuki videonun tam ortasında oyuncuların arasından goril kıyafeti giymiş bir adam yavaşça yürüyerek geçiyor, hatta bir ara durup göğsünü yumrukluyor:))

İşte gerçek dünyada da fırsatlar her gün yanımızdan böyle geçip gidiyorlar.

Çünkü takıntı haline getirdiğimiz tüm fikirler veya problemler onları görmemize engel oluyorlar. Hem de apaçık ortada dururlarken.

Bu yüzden zihnimizi beklenmedik olana karşı her an hazır tutmamız, etrafa taze gözlerle bakmak için ona zaman ve özgürlük vermemiz gerekiyor.

Bunu yaptığımızda beyin bilinçdışı olarak karşılaştığı olaylar ve fikirlerin problemi çözmede nasıl yardımcı olabileceği konusunda düşünmeye başlayacak.

Hazırlanmış beynimiz sayesinde yanımızdan geçen fırsatları ıskalamayacağız böylece. Diğer bir ifade ile gorili görebileceğiz.

Tarihten Gorili Görme Örnekleri

Arşimet'in ''bileşik kaplar kanununu'' bilirsiniz.

Efsaneye göre yeni kral, ülkedeki en iyi zanaatkara saf altın verir ve bu altından işlemeli güzel bir taç yapmasını ister. Zanaatkar bir yıl sonra tacı bitirir ve krala verir.

Tacı inceledikten sonra kralı bir kuşku sarar. Altının bir kısmının başka bir metal değiştirilmiş olabileceğini düşünür. Fizik bilgisine dayanarak saf altından olan tacın hacminin, aynı ağırlıktaki fakat daha az değerli bir metalden yapılmış bir tacın hacminden daha az olacağını çözer.

Ancak kimse böyle tuhaf şekilli bir nesnenin tam hacminin ölçülmesinin bir yöntemini bulamaz.

Kral son çare Arşimet'ten yardım ister.

Arşimet konunun üzerinde epey düşünür, düşünür, düşünür. Bir türlü çözüm bulamayınca mola verip banyo yapmaya karar verir.

Küvetin içine girdiğinde, küvetin üst kısmına kadar dolu olan su dışarıya taşar ve böylelikle çözümü bulur.

Kralın tacı bir su kabının içine yerleştirildiğinde, tacın hacminin tam ölçüsünü verecek şekilde su seviyesinde yükselme olacaktır.

Çünkü Arşimet'in zihni yeni fikri görmeye hazırdır ve en beklenmedik anda (banyoda) ortamda gorili yakalar.

Peki Noel Krakeri'nin öyküsünü bilir misiniz?

1850'li yıllarda İngiliz şekerlemeci Thomas Smith, krakerin öncüsü olan ürünü üretmesi sayesinde epey para kazanır. Bu ürün, bir kartonun içinde şekerli badem ve özlü söz içeren bir ağır, küçük bir biblodan oluşuyordu.

Fakat rakiplerinin de benzer ürünü üretmesinden ötürü rekabet artınca, Smith yeni ve farklı bir şey yapmaya ihtiyaç duyar. Birkaç hafta düşünür ama cazip bir fikir bulamaz.

Bir gün şöminesinin önünde dururken ızgaradan düşen bir tahta parçasına tekme atar. Tahta gürültülü bir çatırdama sesi çıkarır ve işte bu ses Smith'e ilham verir.

Koparıldığında bir çıtırdama sesi çıkaran bir kraker yaratmaya karar verir.

''Bangs of expectation'' ürünü böyle ortaya çıkar. Ürün çok sevilir ve Smith'in fabrikası yılda 13 milyondan fazla kraker üretir.

Newton'un yere düşen elmayı görmesiyle yerçekimi kanunu bulması da bir gorili fark etme anıdır.

Ya da Kellogg kardeşlerin yeni bir mısır gevreği üretmek için yıllarca düşündükten sonra, bir gün boyunca ilgi gösterilmeyen artık pişmiş buğdayın çok güzel pullu bir doku oluşturduğunu görmeleri de öyle.

Daha etkili antibiyotikler geliştirmek için yıllarını harcayan Alexander Fleming'in, bir gün küçük bir küf parçasının kazayla onun petri kabına düşmesi ve oradaki bakterileri öldürdüğünü fark etmesi ise tıp tarihinin en büyük buluşlarından birisidir: Penisilinin keşfi.

Evet, örnekler uzar gider.

Ama şu gerçek değişmez: Tarihteki tüm önemli keşifler, tüm başarı girişimler, tüm büyüleyici o sanat eserleri hazır zihinlerin bir ürünüdür.

Fırsatlar her an her yerde karşınıza çıkabilirler. Önemli olan onları hızlıca fark edip yakalamak.

Bunun için de zihninizi hazır tutun ve gerisini ona bırakın. O zamanı geldiğinde sizin için en iyi olanı yakalayacaktır.

***

Yararlandığım Kaynak: Gorili Fark Ettiniz mi? (Richard Simons)

1,298 görüntüleme2 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
 

©2020, Bora Özkent'le Haddini Aş! Wix.com ile kurulmuştur.