Haddini Aş Hikayeleri 70: George Orwell

Bugün içinde yaşadığımız dünyayı kendi yaşadığı dönemden en iyi şekilde öngörmüş, tarihin en büyük yazarlarından birisi George Orwell.

Ve hayat hikayesi de tıpkı bir solukta okunan kitapları gibi ilgi çekici ve ilham verici.

George Orwell Kimdir?

Orwell, Eric Arthur Blair ismiyle 1903 yılında Hindistan’da dünyaya gelir. Babası Hindistan’da kamuda memur olarak görev yapan bir İngiliz, annesi ise Fransız asıllı bir tüccarın kızıdır. Bir ablası, bir de küçük kız kardeşi vardır.

Orwell dört yaşındayken ailece İngiltere’ye taşınırlar ve Londra yakınlarında bir köy olan Henley’e yerleşirler. Babaları bir süre sonra tekrar Hindistan’a döner.

8 yaşındayken Sussex’te yatılı bir hazırlık okuluna gönderilir Orwell. Diğer çocuklardan farkı hemen göze batar. Somurtkan, içine kapanık ve kitaplarla arası çok iyi olan bir çocuktur.

Ardından İngiltere’nin en iyi okullarından olan Eton Lisesi’nde burslu olarak okur. Hatta o dönem, en önemli distopik kitaplardan olan ‘’Cesur Yeni Dünya’’nın yazarı Aldous Huxley de Eton’da öğretmendir. Orwell’in etkilendiği, akıl hocası olarak gördüğü bir isimdir Huxley.

Yazın hayatına ilk girişi üniversite dergilerine yazmasıyla başlar Orwell’in. Ancak kendisi üniversiteye gitmeyi tercih etmez. Bunun yerine Hindistan’a giderek imparatorluk polis teşkilatına katılır ve 5 yıl boyunca görev yapar burada.

1928 yılında, Hindistan’da görev yaptığı sırada hayatını şekillendirecek olaylara, İngilizlerin Hintlilere yaptığı baskılara, acımasızlıklara tanık olur.

Şahit olduğu bu olaylar hem görevine bırakmasına hem de emperyalizme karşı müthiş bir nefret ile dolmasına sebep olur. Zaten yazılarında da bu yaşadıklarından izlere kolayca rastlamamız mümkün.

İstifa ettikten sonra bir süre Paris ve Londra’nın fakir bölgelerinde yaşar ve buradaki insanları anlamak için elinden geleni yapar. Yırtık pırtık elbiseler giyerek evsizlerin arasına karışır, ucuz pansiyonlarda kalır, bulaşıkçılık yapar. Nedeni ise Hindistan’da halkın yanında olamadığından ötürü duyduğu suçluluk duygusunu bastırmaktır aslında. Gördüklerini, hissettiklerini de yazar birer birer.

Bir süre bu şekilde yaşadıktan sonra zatürreye yakalanır ve İngiltere’deki ailesinin evine döner. Burada ders vererek ve makaleler yazarak geçimini sürdürmeye başlar. Paris ve Londra’d