Koronavirüs Belasından Nasıl Kurtuluruz?

En son güncellendiği tarih: 9 Kas 2020

Bir yatırımcı olarak koronavirüsün geleceğimizi nasıl etkileyeceğine çok fazla kafa yoruyorum.

Virüsün ekonominin, yatırım ortamının ve iş hayatının üzerindeki etkilerini hesaplamak bu aralar günlük rutinimin bir parçası.

Bu amaçla onlarca kaynaktan öngörüler okumaya, bunları analiz etmeye ve öğrendiklerimi kendimce bir hipotez silsilesine oturtmaya çalışıyorum.

Vardığım temel sonuçlar şunlar:

  1. Koronavirisün ekonomi, toplum, teknoloji ve çevre üzerinde “kalıcı” ve “büyük” etkileri olacak. Bu etkiler yaratılacak “kürsel işbirliği” kültürüne ve “etkin teknoloji” kullanımına göre şekillenecekler.

  2. Güçlü işbirliği ortamı ve teknoloji kullanımı salgının etkilerinden hızla kurtulmamızı sağlayacak ve hatta salgın öncesinden daha iyi bir dünya yaratmamıza yardımcı olacaklar.

  3. Aksine uygulamalar ise hem salgının etkilerini çok sertleştirecek, hem de geleceğimizi ipotek altına alacaklar.

Sadece bültenime üye olan siz sayın takipçilerimle paylaştığım bu yazının geleceğini planlamaya çalışan her iş insanının ilgisini çekeceğine inanıyorum.

Yazıyı arkadaşlarınızla paylaşır ve şu link üzerinden bültenime kaydolmalarını sağlarsanız ayrıca çok sevinirim.

Her türlü soru ve yorumunuzu da büyük bir heyecanla bekliyorum.

Hadi şimdi başlayalım.

Koronavirüs Salgının Ortadan Kalktığı Gün: Tek Bir Hastanın Bile Kalmaması

2019 Aralık’tan beri dünyayı etkileyen Covid-19 belasından kurtulmamız, tamamen eski yaşamlarımıza dönebileceğimiz günlere kavuşmak anlamına geliyor benim gözümde.

Yani özgürce seyahat edebildiğimiz, küresel ticaretin sınırsız bir hızla gerçekleştiği, sokakların insanlarla dolup taştığı, binlerce küçük esnafın tezgahlarının işlediği, milyonlarca öğrencinin okul sıralarını doldurduğu günlere…

Virüsün ekonomik, insani ve hatta siyasi etkilerinden kurtulmak için, dünyada bir tek kişinin bile Covid-19’u taşımadığı bir ortama erişmeliyiz. Çünkü bu kadar hızlı yayılabilen bir hastalığın sınırların tekrar açılacağı bir dünyada tekrar saldırıya geçeceği kesin.

Asla unutmayın, salgın zaten bir tek insandan başladı. Dolayısı ile hastalığı tamamen yok etmeden dünyanın işleyişi eski şekline dönerse yeni bir salgını yaşamamız kaçınılmaz.

Salgını Nasıl Yeneceğiz?

Koronavirüsün nasıl yeneceğimizi planlamanın ilk adımı, salgını ortadan kaldırmak için başvurulabilecek alternatif stratejileri tartışmak olmalı.

Bu tartışmalardan sonra seçilecek en iyi stratejinin, ya hastalığı tek bir kişide bile kalmayacak şekilde ortadan kaldırma ya da bu hastalıkla birlikte normal yaşamlarımızı sürdürmeyi mümkün kılma potansiyelinin olması gerekiyor.

Ayrıca seçilecek stratejinin tek bir ülke için değil tüm dünyada uygulanabilir olması da önemli, çünkü aksi takdirde hastalık bir gün sınırları tekrar aşacağından eski hayatlarımıza ve dolayısı ile de ekonomimize dönemeyiz.

Şimdi gelin olası stratejileri tartışalım.

Strateji-1 Virüs Etkisini Kendiliğinden Kaybetmesini Beklemek:

Koronavirüs ile aynı aileden olan Ebola ve Sars virüslerinin başına gelen tam da buydu. Her iki virüs de hızla insan vücuduna adapte olarak hem kendilerini, hem insanları ölümden kurtardılar. Koronavirüsün bir gün ataları gibi bizimle uyum içinde yaşamayı öğrenmesi mümkün.

Öte yandan bu doğal adaptasyon sürecinin öngörülmesi mümkün değil. Zamanlamasını öngöremediğimiz ve kesinliği de olmayan bir fenomene dayalı olarak geleceğimizi planlayamadığımızdan, bu senaryoyu değerlendirme dışı bırakıyorum.

Strateji-2 Sürü Bağışıklığına Güvenmek:

Bir diğer teori toplumda belli sayıda insana bulaştıktan sonra kazanılacak kollektif bağışıklığın, tüm toplumu hastalıktan kurtaracağı. Koronavirüsle mücadele sürecinde İngiltere ismini koyarak, İsveç ise ismini zikretmeden vatandaşlarını sürü bağışıklığının insafına teslim etmeye kalkıştılar hatırlarsanız.

Sürü bağışıklığı teorisi kulağa mantıklı gelmekle birlikte, büyük riskler içeren bir seçim.

Covid-19 gibi kadar çabuk sıçrayan ve şimdiye kadar ki verilere göre %2 civarında ölüm oranına sahip bir virüsle mücadelede dramatik sonuçları olabilir.

Nitekim İngiltere hastalığın ilk saldırısında yaşanan ölüm oranlarının yüksekliğinden dehşete kapılarak sosyal izolasyon uygulamalarına döndü bile. İsveç de benzer şekilde hareket ediyor.

İnsani ve siyasi sonuçlarının potansiyel dehşeti nedeni ile, Türkmenistan ve Kuzey Kore gibi tam otokratik rejimler dışında uygulanamaz bir politika olduğundan bu senaryoyu da değerlendirme dışı bırakıyorum.

Strateji-3 Gevşek Ulusal İzolasyon Politikaları:

Türkiye’nin de aralarında bulunduğu pek çok batı demokrasisi gevşek izolasyon yöntemini tercih ediyorlar. Gevşek izolasyon vatandaşların tamamının veya bir bölümünün sokağa çıkmasını çeşitli ölçülerde kısaltmaya dayanan bir yöntem.

Gevşek izolasyonun asıl amacı hastalığın yayılma hızını yavaşlatmak ve bu sayede hastanelere bir anda büyük yığılmaların