top of page

21.Yüzyılın En Önemli Yetkinliği: Odaklanmak

Güncelleme tarihi: 30 Mar 2023

Bugün herhangi bir şey öğrenmek için arama çubuğuna yazmamız yeterli.


İnsan kendini geliştirmeyi kafasına taktıysa, internet üzerinden öğrenemeyeceği hiçbir şey yok.


İnsanlık tarihinde bilgiye erişimin bu denli kolaylaştığı hiçbir dönem olmadı ve bundan sonra da bu gerçeğin katlanarak büyüyeceğine eminim. Bu muazzam bir şey!


Çünkü güç eşittir bir konuda ne kadar derin bilgiye sahip olduğumuz!

Bundan yüzyıllar öncesini düşünsenize: Sarayların en kıymetli odalarından biri şüphesiz kütüphanelerdi. Metinler oldukça nadir ve değerli şeylerdi.


Bugünün bilgi dünyasının gerçek bir nimet olduğunu yadsıyamam, ancak bu bilgi yığının gerçekten işe yaraması için bir taraftan da dikkatimizi dağıtmaması gerektiği gerçeğini de göz önünde bulundurmamız gerek.


Bir zamanlar kıt olan hazine bugün bol. Öyle ki bilgi içinde boğuluyoruz. Okunacak kitaplar, takip edilecek bloglar ve izlenesi videolar öyle çok ki; bir insanın tüm bu içeriğin hakkını verebilmesi için sınırsız yaşamı olması gerek.


Bir taraftan zorlayıcı olan bu gerçek, yeni yeteneklere sahip olmamız gerektiğinin sinyallerini veriyor. Buna “Elimizdeki bilgiyi süzme, kendimiz için fayda yaratacak olanlara önem verme, gereksiz olanları görmez gelme ve derin odaklanabilme” yeteneği diyebiliriz.


21. yüzyılın en değerli becerilerinden birinin “insanın zaman ve dikkatini kendi yararına kullanabilmesi” olduğunu düşünüyorum. (Yani odaklanabilmek)


Henüz World Economic Forum gibi otoritelerin “top yetkinlikler” listesine girmeyi başaramamış olsa da; Yale, Stanford, Harvard gibi öncü üniversitelerin araştırma ve makale yayın listelerinin başında yer almaya başladı.


Bir insanın “dikkatinin dağıtılamaz olması” muhteşem bir yetkinliktir.


Dikkat edin “dağıtılamaz” diyorum çünkü sürekli önümüzde beliren ve “tıkla beni” diye bağıran bir reklamın cazibesiyle kendimizi önümüzdeki makaleyi okumaya devam etmek yerine, bir anda bir alışveriş sitesinde ayakkabı bakarken bulabiliyoruz.


Peki bu aşırı bilgi yükünün kölesi olmaktan nasıl kurtulabiliriz?


Bu konuya ilişkin 3 önerim var:


1. Zamanınızı Değerleriniz Üzerinden Yönetin


Bilgi yığınının içinde kaybolmamak için önce değerlerimizi ve kişisel vizyonumuzu net olarak bilmemiz gerekiyor. Sonrasında ise vizyonumuzu ve kişisel değerlerimizi temsil etmeyen şeylere zaman ayırmamaya odaklanacağız.


Değerlerimizle oluşturduğumuz kişisel vizyonumuz, olmak istediğimiz kişinin özellikleridir.


Dürüstlük, bütünlük, kendine güven ve nezaket gibi değerler, para veya sosyal statü gibi sahip olmak istediğiniz şeylerden ziyade kendinizi dünyaya nasıl ifade etmek istediğiniz ile ilgili özelliklerdir. Dikkat; eğer bir şey sizden alınabiliyorsa, bu bir değer değildir.


Kendimize sormamız gerekiyor:


- Ben bu dünyaya kendimle ilgili neler söylemek istiyorum?

- Beni nasıl biri olarak bilmelerini istiyorum?

- 5 yıl sonra yaşam yolculuğumda olmak istediğim yer neresi?

- Peki olmak istediğim bu kişi zamanını nasıl geçirirdi?


Kişisel değerler sadece yolumuzu bulmamıza yardımcı olmaz, aynı zamanda şimdiki zamanı nasıl harcayacağımız konusunda önümüze net bir yön çizer.


Örneğin, değerlerinizden bazıları birilerine yardım etmekse, bir sosyal sorumluluk projesine katılmak için zaman ayırmak isteyebilirsiniz.


Bu bilgeliği, değerlerinizle uyuşmayan içerikleri filtrelemek için de kullanmak isteyebilirsiniz.


Magazin haberleri okumak veya alışveriş sitelerinde zaman geçirmek, değerlerinizi yaşamanıza gerçekten yardımcı oluyor mu? Değilse, bu bilgi kaynaklarını günlük akışınızdan çıkarın. Ya da bir sonraki maddede bahsedeceğim gibi kısıtlayın.


Burada önemli olan sadece belirli türdeki içerikleri tüketmeye kararlı olmak!


2. Kısıtlamalar Uygulayın.


Çoğu insan, oldukça yoğun bir ajandası olsa da kendini sıkılmış, yalnız ya da bunalmış hissettiğinde sosyal medyada ekran kaydırmaya başlar. Bu da tabi ki birçok gereksiz bilginin zihnimize sızıp yer işgal etmesine sebep oluyor. Ya da 5 dakika için girdiğimiz uygulamada fark etmeden 35 dakika geçirmemize!


Yalnız kalamama, bunalma, sıkılma, öz güvensizlik, başarısızlık gibi olumsuz duygular veya içsel tetikleyiciler, dikkat dağınıklığının önde gelen nedenlerinden. (Psychology Today)


İyi hissetmediğimizde genellikle gereksiz bilgileri duygusal bir kaçış yolu olarak tüketmeyi seçeriz.


Anlamsız haberler okuyarak kendimize iyi bir şey yaptığımızı, bunun zaman geçirmenin verimli bir yolu olduğunu düşünürüz. Ama aslında o zaman diliminde yapmayı planladığımız şey bu değilse, bu alışkanlık tam bir dikkat dağıtıcıdır.


Bu yüzden değerlerinize ve kişisel vizyonunuza dayanarak kendinize sorduğunuz “Hangi bilgiyi almak, hangilerinden uzaklaşmak istiyorum?” sorusunun cevaplarını cebinize koyduktan sonraki sorunuz şu olmalı: “Ne zaman, hangi bilgiye odaklanmak istiyorum?”


Bir zaman planı yapmaktan bahsediyorum, çünkü bu size bir tür kısıtlama getirecek.


Hepimizin günde sadece 24 saati var, bu yüzden zamanımızı nasıl geçirmek istediğimize karar vermemiz gerekiyor.


Haberlere bakmak, Instagram’da gezinmek veya komik videolar izlemek için günün hangi saatini belirleyeceğinize, önceden karar verin. Tabi bu zaman diliminin dışında dürtülerinize engel olmanız gerekecek. Hangi içeriğe ne kadar zaman ayırmak istiyorsunuz? 30 dakika, 1 saat, daha fazla?


Bu zamanı belirlerken “bu içerik beni kişisel hedeflerime yakınlaştırıyor mu?” sorusunu ise hep aklımızda tutmak gerekiyor.


Kendi yaşamımdan örnek vermem gerekirse; ben sosyal medyaya göz gezdirmek için akşam yemeği sonrası 15-30 dakika ayırmayı tercih ediyorum. Hatta eşimle bu zamana bir isim taktık: “Boş bakış zamanı” diyoruz.


Gün içinde işim gereği bir makale veya görsel içerik için sosyal medyaya girdiğimde de sadece yapmam gerekeni yapıp, hızla o ortamdan uzaklaşıyorum.


Kalabalık içerik dünyasında neyi ne zaman tüketeceğimi planlamak bana iyi geliyor.


Bu zamanlar dışında sosyal medya bildirimlerim hep kapalı, çalışırken telefonum hemen yanı başımda değil (örneğin başka bir masada) ve en işime yarayan strateji ise şu:


Bazı zamanlarda dışarı çıkarken babamın eski telefonunu (sadece arama fonksiyonu çalışan) yanıma alıyorum.


Böylece bir arkadaşımla daha kaliteli zaman geçirebiliyor, metroda daha fazla kitap okuyabiliyor ve zihnimi çelen birçok gereksiz bilgiden kaçmayı başarabiliyorum. Bunu bir deneyin!


Günün belli bir bölümünde yanınızda akıllı bir telefon olmamasının mucizelerine inanamayacaksınız.


3. Paralel Zamanlar Yaratın


Değerlerinize ve kişisel vizyonuza uygun içerikler tüketmeye karar verdiniz. Dikkat dağıtıcı içerikler için hangi saat diliminde ve ne kadar zaman ayıracağınıza da karar verdiniz. Şimdi sıra çoklu iş halletmeye yani paralel zamanlar yaratmaya geldi.


24 saatten maksimum fayda alabilmek için bazı işleri üst üste bindirmekten ve aynı zaman diliminde halletmekten bahsediyorum aslında.


Paralel zaman yaratmakla ilgili dikkat edeceğiniz en önemli şey fiziksel bir iş yaparken zihinsel bir eylem eklemek.


Gün içerisinde zihnimize çok da fazla ihtiyaç duymadığımız bir çok şey yapıyoruz. Saç kurutmak, araba kullanmak, spor yapmak, bulaşık yıkamak, yemek yapmak, tıraş olmak, temizlik yapmak, makyaj yapmak…


İşte bu anlarda öğrenmek istediklerinizi dinleyebileceğiniz, okuyabileceğiniz veya fikir geliştireceğiniz muazzam fırsatlar var. Tabi bu da yürüyüş yaparken bir süreliğine müzik dinlemekten, yemek yaparken TV izlemekten, trafikte bunalmışken spor haberlerini takip etmekten vazgeçmek demek.


Size bir sır vereyim: Araba kullanırken radyonun açık olması yerine TedX konuşmaları dinlediğim için 1 senede 520 saat boyunca yeni bir şeyler öğrendim.


Sonuç;


Hiçbirimiz zaman fakiri değiliz. Konu zaman değil, konu öncelikler meselesi. Konu zamanı nasıl kullandığımız meselesi. Ve konu; kendimiz için geliştirici, ilerletici ve ilham verici içeriklere daha fazla odaklanma meselesi.


Yoksa bu sınırsız içerikler dünyası tüm dikkatimizi silip sürerek çoğumuzu üretkenlikten git gide uzaklaştıracak. Buna dikkat etmek lazım :)


***

Bu yazı Onedio Yazio Bölümü'nde geçen hafta Pınar Özkent köşesinde yayınlandı.

Küçük bir ekleme: Eğer benzer içeriklerden ilham almak ve yaşamınızı dönüştürme cesareti bulmak istiyorsanız; Haddini Aş Kulübü E bülten ailemize de hevesle bekleriz.




2.066 görüntüleme3 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

3 Comments


Unknown member
Feb 28, 2022

eğer bir şeyi vicanımızın fısıltısına uygun değistirmek mümkün değilse, (örneğin Ukrayınlı bir çocuğa yardım veya ona uygun bir durum mümküm değilse, imakansız ise) bana yardımı olacak bir uğraşa girmek muhakak ki daha akıllıca bir karara odaklanmak daha doğru. Sosyal medyaya herzaman gerek yok. Ukranya ile alakalı benim de uykum kaçıyor; ama elimden bir şey gelimiyor. Umarım ve dua ediyorum ki bu akkılsız savaş daha fazla Avrupa'ya sıçramaz, milyonlarca evini barkını bırakmaz ve taraflar barış için bir müddet silahı bırakıp akklın ve vijdanın cevherini idrak ile yıkma, hep kazanma ölme ve öldürmenin 1945 yılında neyi getirdiğni hatırlıyarak masaya otururlar, Bunu nasıl yaparlar bilmem...11 milyon jahudinin gaz odalarında yakılması; Rusya'da bundan daha fazla insanın savaş yüzünden hayatlarını kayıp etmesini bilmeleri lazım....Ama…

Like

Teşekkürler Pınar 🙏🏻 Yine harika bir konu. Kalemine sağlık ☺️

Like

Unknown member
Feb 27, 2022

Yazınız için teşekkür ederiz Bora Bey. Odaklanma önemli bir yetkinlik. Hedefe odaklandık şimdi....İkinci aşamada aksiyona geçme oldugunu düşünüyorum. Eyleme geçme / ataleti yenme üzerine de bir yazı kalame alırsanız memnun olurum.

Like
Yazı: Blog2_Post
bottom of page