Amaçsızca Öğrenmek Neden Önemli?

Okul yıllarında ders çalışma odağını "sınavda ne çıkar?" çerçevesinde yönetenlerdenim.


Bugün biliyorum ki buna "amaçlı öğrenme" deniyor.


Yani aşmam gereken bir sınav var ve o sınavda sorulabilecek soruların yanıtlarını olabilecek en kısa sürede öğrenmem gerekiyor. Öğrenme eforumun tek amacı bu; sınavı geçmek.


Maalesef eğitim sistemindeki öğrenme süreci tamamen bu prensibe dayanıyor.


Lise ve üniversiteye giriş sınavlarına hazırlanan çocukların çıkabilecek soru tiplerini ezberlemek için binlerce soru çözerek "antrenman" yapmaya yönlendirilmelerinin temel nedeni de bu.


Amaçlı öğrenmenin hayatın kaçınılmaz bir unsuru olduğu açık. Ama bunun çok büyük ve olumsuz bir yan etkisi var: Gerçek öğrenme hevesinin azalması.


Gerçek öğrenme hevesini, yeni bir konuyu belirli bir amaca ulaşmak için değil, sadece ilgimizi çektiği için öğrenmeye çabalamak olarak tanımlıyorum.


Evet, temel kriter konunun ilgimizi çekmesi.


Pop-sanat, caz tarihi, 2. Dünya Savaşı gibi alanlarda sayfalarca okuma yapmamın, bu konulara dair bulduğum her türlü belgeseli izlememin ve sürekli çevrimiçi dersler almamın arkasındaki tek kriter de işte bu; bu konular çok ilgimi çekiyorlar.


Bu alanlarda öğrendiklerimin ne iş hayatıma, ne de kişisel hayatıma, ne sağlığıma ne de finansal özgürlüğüme doğrudan bir faydaları yok.


Ama nedenini bilmesem de çok ilgimi çekiyorlar ve bu da onları öğrenmem için saatlerce vakit ayırmama yeterli.


Yaratıcı insanların ve girişimcilerin hayatlarını her okuduğumda ilgimi çeken ortak özelliklerden birisi hepsinin gerçek öğrenme heveslerinin yüksek olması zaten. Bu insanlar belli bir amaç gütmeden yeni şeyler öğrenmeye hevesliler.


Ve işin ilginci, bu amaçsızca öğrenme hevesleri bir süre sonra onların bu dünyada iz bırakan şeyler üretmelerinin de temel sebebi.


Gerçek öğrenme hevesinin sonunda büyük bir başarının temel nedenlerinden birisine dönüşmesinin en güzel örneklerinden birisi hiç şüphesiz Steve Jobs.


Daha doğrusu Steve Jobs'un üniversite yıllarında kendisini kaptırdığı tipografi dersi hikayesi.


Ne dediğimi tam olarak anlamak için, Jobs'un 2005'te Stanford'daki mezuniyet konuşmasını şu linkten izlemelisiniz (https://www.youtube.com/watch?v=7OsjWtLZIb4).


Bu ünlü konuşmasında Jobs, hayatını kaligrafi çalışmalarına adayan Robert Palladino adında bir profesörden aldığı tipografi kursundan bahsediyor:


"Tipografi dersinde öğrendiklerimin hayatımda herhangi bir pratik uygulama umudu yoktu... Ama üniversitede o derse girmemiş olsaydım, Mac'in hiçbir zaman birden fazla yazı tipi veya orantılı olarak aralıklı fontları olmazdı."

- Steve Jobs


Apple ürünlerini rakiplerinden ayıran güçlü tasarım ve estetik duygusunun temellerinin, üniversitede alırken ne işe yarayacağını bilmediği tipografi dersine dayandığını söylüyor Jobs anlayacağınız.


O tipografi dersi Jobs'a ürünlerini tasarlarken küçük ayrıntılara dikkat etmesi için ilham vermiş.


Apple'i diğer tüm teknolojik ürün markalarından farklı kılan da işte bu: Tasarım ve estetik mükemmelliği adına en küçük detaylara bile önem vermesi.


Jobs'un hikayesinden almamız gereken ders basit: Gerçek öğrenme hevesinin bizi yeni öğrenme maceralarına sürüklemesine izin vermeliyiz. Gerçekten fark yaratan hemen her şey bu tür maceraların ürünüdür.


İlk başta anlamsız görünen bir öğrenme hevesinin uzun vadede önümüze açacağı kapıları bilemeyiz.


Bilinçli zihinlerimiz her zaman onunla ne yapacağını göremez, ancak bilinçaltı zihnimiz onun değeri hakkında sezgisel bir anlayışa sahiptir. Öğrendiklerimizden hangilerinin daha sonra işe yarayabileceğini pekala öngörebilir


O zamana kadar gerçek öğrenme hevesimize ve bilinçaltı beynimizin gücüne biraz güvenmek zorundayız.


Hayat garip tavşan deliklerinden tünel açan dahilerle dolu. Bu dahiler ilk başta yararsız gözüken şeyleri öğrenmek için çok zaman harcıyor, kendilerini başka kimseye anlam ifade etmeyen hobilere adıyorlar


Mükemmel keşifleri ve yenilikleri besleyen işte bu yararsız (!) bilgiler.


Bu yüzden amaçsız ve gerçek hevese dayalı öğrenmeyi her zaman teşvik etmeli, kendi hayatımıza da yansıtmalıyız.



Not: Bu yazıyı yazmama şu kaynak ilham verdi: https://medium.com/curious/the-palladino-principle-explains-how-brilliant-innovators-use-pointless-knowledge-209b6bb9eeb2


1,578 görüntüleme1 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör