Büyük Eserlerin Sahiplerinin Çalışma Alışkanlıkları Nasıldı?

En son güncellendiği tarih: 9 Kas 2020

Günlük ritüellere sahip misiniz? Daha yaratıcı ve verimli olmak adına neler yapıyorsunuz?

Bir rutine sahip olmanın, başarılı işlere imza atmada ne denli önemli olduğunu fırsat buldukça dile getiriyorum. Bugünkü yazımda ise tarihteki büyük eserlerin yaratıcılarının çalışma alışkanlıklarına değindim.

Mason Currey’in dünyaca ünlü isimlerin günlük rutinlerini, çalışma alışkanlıklarını ortaya koyduğu “Günlük Ritüeller” kitabından ilgimi çeken kısımları, sizlere de ilham vermesi, rehberlik etmesi için derledim.

Çalışma alışkanlıklarının işlerinizi nasıl etkiliyor?

Sağlam bir rutinin zihinsel gücünüzü ve veriminizi nasıl arttırıyor?

İyi eserler üretmek için zamanı doğru kullanmak ne kadar önemli?

Bu soruların cevabını bu yazımda bulacak ve eminim ki birçoğunuz çalışma alışkanlıklarınızı sorgulayacaksınız.

Karl Marx

Hiçbir zaman düzenli bir işe sahip olmayan ve para idare etmeyi beceremeyen Marx, arkadaşı Friedrich Engels’in gönderdiği paralarla yaşıyordu. 

‘’Hiç kimse bu kadar parasız olup da ‘’para’’ hakkında yazmamıştır sanırım.’’ Marx

Siyasi sürgün ile Londra’ya giden, burada büyük yoksulluklar ve trajediler yaşayan Marx’ın o dönemki alışkanlıklarını şöyle dile getiriyor ingiliz ahlak ve siyaset filozofu Isaiah Berlin:

‘’Yaşamı her gün British Museum’un okuma odasına gitmekten ibaretti. Sabah dokuzdan akşam müzenin kapanış saati olan yediye kadar orada kalıyordu; bunu geceleri, durmaksızın içilen sigaraların (ki bu alışkanlık sağlığını kalıcı şekilde etkiliyor, karaciğer hastalığının ataklarına maruz kalıyor.) eşlik ettiği uzun çalışma saatleri takip ediyordu.’’

Hayatının son yıllarını sağlık sorunlarıyla geçirse de yeni diller öğrenmeye, notlar almaya devam ediyordu.

Öldüğünde onu tanıyan çok insan yoktu belki ama yıllar sonra tüm dünya Marx’ın fikirleriyle sarsıldı. Fikirleri hala kitleleri düşündürüyor, hala tartışılıyor.

Sigmund Freud

‘’Çalışmadan geçen haya
ın gerçekten rahat olabileceğini düşünemiyorum.’’ Sıgmund freud

Freud her gün sabah yedide kalkar, kahvaltısını eder ve her gün eve uğrayan bir berbere sakalını düzelttirirdi. Sekizden öğle saatine kadar ise hastalarını kabul ederdi. Günün ana öğününü öğleden sonra saat birde yerdi.

Yemek sırasında bazen kendi düşüncelerine o kadar yoğunlaşırdı ki, bu sessizliği masadakileri rahatsız ederdi.

Yemekten sonra Viyana’daki Ringstrasse Caddesin’de yürüyüşe çıkar, puro satın alır, düzeltileri yayıncıdan alır ya da bırakırdı.

Saat üçten akşam dokuza kadar muayenelere başlar, analiz edilecek hastaları izlerdi. Sonrasında ailesiyle akşam yemeği yer, kızlarından biriyle yürüyüşe çıkar veya gazete okumak için bir kafeye uğrardı.

Akşamın kalanını ise çalışma odasında geçiren Freud, gece geç saatlere kadar okur, yazar ve psikanaliz dergilerinin editoryal işleriyle uğraşırdı.

George Orwell

Henüz ergenlik çağların

ayken bile mutsuz sonları olan romanlar yazmayı hayal eden Orwell, mutlu olduğunda o ana odaklanmayı değil, o anı yazmayı tercih ediyordu. Bunu yapmasındaki amacı ise, mutluluk gibi anlık duyguların bile ölümsüzleşebilmesini, nesilden nesile geçebilmesini sağlamaktı.

İlk kitabı ‘’Paris ve Londra’da Beş Parasız’’ı yayımlamasının üzerinden bir sene geçmiş olmasına rağmen, sadece yazarak geçimini sağlayamıyor, düşük seviyeli öğretmenlik işleri de yazmasına fırsat vermiyordu.

Bir gün Nellie Teyzesi ona Londradaki bir sahafta yarı zamanlı yardımcılık yapabileceği teklifinde bulunur. Otuz bir yaşındaki Orwell, teklifi gayet uygun bulur.

Sabah yedide uyanır, dokuza çeyrek kala dükkanı açmaya gidip bir saat orada dururdu. Ardından ikiye kadar boş zamanı oluyor, ikide tekrar dükkana dönüp altı buçuğa kadar çalışıyordu. Bu sayede zihninin en açık olduğu sabah ve öğleden sonraları yazmaya zaman ayırabiliyordu.

Gecelerini ise mahallesinde dolanarak ya da yeni aldığı bir aletin başında oyalanarak geçiriyordu.