Haddini Aş Hikayeleri 102: Zekanızı Geliştiren İnsan Ferhat Çalapkulu

“Hay ağzına sağlık oğlum, valla şu oğlan da senin gibi adam akıllı bir üniversite kazansın da başka bir şey istemiyorum. Hadi yavrum annene selam söyle.” Ferhat’ın cep harçlığını çıkartmak için, üniversite sınavına hazırlanan oğluna matematik çalıştırdığı kapı komşuları Suna teyze her hafta aynı cümle ile uğurluyor onu. Belli ki, bir şeyi 40 kere söylersen olur inancının büyük temsilcilerinden.


“İnşallah Suna teyze, sen bekleme, ben çekerim kapıyı” diyor Ferhat, alelacele ayakkabılarını ayağına geçirmeye çalışırken. Akşam üstü evden çıkarken, niye bağcıklı ayakkabıyla komşuya gidersin ki, giysene oğlum ayağına bir terlik rahat rahat, diyen annesini saygıyla anıyor bağcığın ucunu bulmak için ter içinde öne eğilmişken. Dile kolay 5 çocuk büyütmüş elbet haklı çıkacak, ah pişirdi mi acaba bulguru acıktım; diye iç geçiriyor o sırada. Düşünceler nasıl da uçuşup oradan oraya gelebildiğini fark edip gülümsüyor.


Kapının önünde ayakkabılarını bağlarken geçen o saniyeler içerisinde bir anda zaman duruveriyor. Portmantodaki terliklerin altına serili buruşmuş gazete kağıdındaki küçücük başlık gözünde büyüyüveriyor. “Türk Beyin Takımı seçmelerine katılmak için aşağıdaki soruları çözüp gönderin.” Kendini bildiği ilk günden beri matematiğe ve mantık sorularına ayrı bir ilgisi olan Ferhat sorulara şöyle bir göz gezdirince, eline ilk kez pamuk şeker verilmiş bir çocukçasına heyecanlanıyor.

“Bilim Teknik Dergisi’nin arka kapağı dışında, başka bir yerlerde de zeka sorularıyla uğraşan bir grup insan var demek.