top of page

Eleştirilme Korkusundan Kurtulmanın 6 Yolu

Güncelleme tarihi: 9 Kas 2023

İster kendi işinizi yapın, ister beyaz yakalı olun; ister bekar kalmak isteyin, ister evlenmeye can atın; ister mor saçla dolaşın, ister 10 yıldır saç şeklinizi hiç değiştirmemiş olun; ister son derece sakin görünün, ister heyecanlı olun..


Ne yaparsanız yapın, sizi eleştirecek, yargılayacak ve zehirli kelimelerle modunuzu düşürecek birileri olacak. Hayat bir şekilde her birimizi niyeti kötülerle, kendi yaşamının mutsuzluğunu bizden çıkaranlarla, yolumuza taş koymaya çalışanlarla karşılaştırıyor.


Özellikle haddinizi aşmaya kararlıysanız ve hayattan daha fazlasını istiyorsanız; şu veya bu nedenle, birileri KENDİ güvensizliklerini, olumsuzluklarını ve korkularını bize ve hayatımıza yansıtmak için illa bir neden bulacak. Biz de bununla başa çıkmak ve kırık dökük duygularımızı yönetmek zorunda kalacağız.


Bu gerçeği bir şekilde aklımda tutmak; yargılandığım ve eleştirildiğim zamanların üstesinden daha kolay gelmem için bana destek oluyor. Şimdi bu gerçeği bir cebimizde tutalım ve devam edelim.




Maalesef ki birçoğumuz, başkaları tarafından olumsuz yargılanma ihtimalinden kaçınmak için kendi kendimizi yenilgiye uğratmayı ve kendi isteklerimizi bastırmayı seçiyoruz.


Bir fikir ayrılığında bazımız, karşındakinin eleştirisiyle nasıl başa çıkacağını bilmediğinden, haklı olduğu halde susup fikrini söylemiyor.


Bazımız kritik bir iş toplantısında, yanlış bir şey söylememiş olmak için, sessiz kalmayı tercih ediyor.


Bazımız istemediği bir ilişki içinde yıllarca acı çekiyor, bazımız zam istemekten çekiniyor, bazımız "yemeğe nereye gitmek istersin?" sorusuna talepkar görünüp yargılanmamak için, "bana fark etmez, sen karar ver" diye cevap veriyor.


Bu yargılanma korkusu, aslında bir taraftan "her zaman herkes tarafından sevilme" arzusuyla bağlantılı. Ve maalesef ki bu imkansız olduğundan, hayatımızdaki herkes bizi sevimli bulmayacağından, herkesi mutlu etmek mümkün olamayacağından; bu korku, bizi kendimizi yaşamaktan alıkoyan ve hangi zarı atsak da kaybedeceğimiz bir oyuna itiyor.


Yukarıdaki gerçeği yeniden hatırlatıyorum şimdi:


Kabul edelim; insanlar her zaman başkalarını yargılarlar - iyi veya kötü insanlar olduklarından ya da sizden hoşlanıp / hoşlanmadıklarından da değil. İnsanlar başkalarının kararları ve yaşamları üzerinde fikir beyan ettiklerinde çoğunlukla alt bilinçte "kendini sevmeme, özgüvensizlik, kaygı, yaşamından mutsuz olma" gibi negatif duygular var.


Yani sorun sizden çok onların kendi yaşam yolculukları ile henüz barışamamış olmalarından kaynaklanıyor.

Tabi ki bu satırları tüm kalbimle inanarak yazan ben, bu gerçeği biliyor olsam bile, yazdığım bir şey beğenilmediğinde, bir danışanımla açmaza girdiğimde ya da sosyal medya hesabımda fikrimi beyan ettiğimden linç yediğimde; tüm bunları sakinlikle karşılamak pek de kolay olmuyor. Yargı ve eleştirileri kaldırma konusunda birkaç yıl önceki halimden çok daha iyi olsam da hala deneye yanıla öğrendiğim çok şey var.


Özellikle sosyal medyada her gün biri / birileri için çıkan karalama kampanyalarının bu denli yıpratıcı olduğu bu dijital dünyada; zehrini gizli maskeler (rumuz isimler) altında akıtmaya çalışan insanlarla dolu her tarafımız.


Çünkü yüzleşmekten, çünkü gerçek kimlikleriyle ortaya çıktıklarında onaylanmamaktan, sevilmemekten ve eleştirilmekten ödleri kopuyor.

Neyse sosyal medya maskeleri ile ilgili başka bir gün içimi dökmeyi düşünüyorum, şimdi konuya geri döneyim.


Kendi girişimcilik yolculuğum özelinde bir iç hesaplaşmamı yazdığım ve okurların en çok altını çizip kendi hesaplarında ve aynı zamanda direkt benimle paylaştıkları şöyle birkaç satır vardı:


"İç sesim şöyle diyor:


İşimi bırakmak istiyorum. Yıllardır hayal ettiğim işi yapmak istiyorum ama ya çevremdekiler? Onların eleştirilerini kaldırabilecek gücüm olacak mı? Okutup büyük adam ettikleri kızlarıyla övünen ailem, kariyerimdeki başarılarımla gurur duyan sevgilim, dostlarım.. Böyle bir maceraya çıkıp da sınıfta kalırsam “yazık etti kendine” diyecekler kesin. Gül gibi işini bıraktın, diyecekler. Ne yaptığımı, neden yaptığımı anlamayacaklar. Ama biliyorum bu benim hayatım. Hem onlar her gün içlerinde başka bir ateş yanarken, ofise gidip istemedikleri bir döngünün içinde bocalamıyorlar ki. Bunu ben yaşıyorum!"


Birçoğumuz özellikle konu büyük bir kariyer değişimi yapmak, girişimci olmak ya da iş yaşamında başarısızlıklar yaşamak gibi önemsediğimiz bir konuysa; gerçekten yargılanmaktan fena halde korkuyoruz!




Peki Eleştirilme Korkusuyla Nasıl Başa Çıkabilirim?


1. Hiçbir şey sonsuza kadar sürmez.


Gerçek şu ki, insan beyni sınırlı veri rezervine sahiptir. Her ne kadar yargılarda bulunsak da, hafıza bankalarımızda sonsuza kadar yer edinecek kadar önemli değiller. Bu nedenle, biri sizin hakkınızda bir yargıda bulunduğunda, o yargının diğer kişinin bilinçli zihninden birkaç dakika ya da birkaç gün sonra çıkma olasılığı çok yüksek.


Düşünsenize sosyal medyada dün idam mahkumu gibi yargılanan biri sadece birkaç hafta sonra melek ilan edilebiliyor. Ya da yaptığınız işi hiç beğenmeyen müdürünüz, iki gün sonra o büyük satışı kapattığınızda bir anda sizi süper kahraman olarak görebiliyor.


2. Yargılama Kaçınılmazdır.


Başkalarının hakkınızdaki düşüncelerini kontrol etmeye çalışmayı bırakın. Yine vurgulayacağım ama eleştirinin kaçınılmaz olduğunu ve herkes tarafından onaylanmayacağımızı veya bir şekilde yaptıklarımızın beğenilmeyeceğini kabul edeceğiz.

Bu en yakınlarımız tarafından bile olsa!


İnsanların sizin hakkınızda düşündüklerini değiştiremezsiniz, bu yüzden anlamsız çabalarla enerjinizi boşa harcamayın. Gerçek amacınıza ulaşmak için kendinize karşı dürüst olun. Tam da bu konuyla ilgili daha önce paylaştığım "Ofisteki Timsahlarla Mücadele Etmek" yazısı işinize yarayabilir.

3. Sizi yargılamalarına izin verin!


Yargının ve eleştirinin olmasına izin vermek, ilişkilerde özgürleştirici olabilir. Kendinizi apaçık ortaya koymaktan, savunmasız olmaktan veya kendinizle ilgili olumsuz ama önemli bir şey paylaşmaktan kaçmak yerine, yapın bunu!


Eleştirilme riskini göze aldığınızda kendinizi daha özgür hissetmenin hafifliğini yaşayacaksınız. Özellikle yakın ilişkilerde böylesi bir şeffaflık, samimiyeti derinleştiriyor. Eğer tüm bu açıklığınıza rağmen karşınızdaki sizi yerden yere vuruyorsa, belki de o ilişkinin sizin için anlamını yeniden gözden geçirme zamanı gelmiştir.


4. Kendinizi yargılayıp sürekli eleştirmeyi bırakın.


İnsan en çok kendine gol atıyor. Kendimizi eleştirdiğimiz, kendimizin canını yaktığımız kadar kimseyi hırpalamıyoruz. Hep söylediğim gibi; epi topu insanız biz. Hatalarımızla, beceriksizliklerimizle, zaaflarımızla varız.


Kendinizi sürekli yargılamayı bıraktığınız zaman, insanlar mucizevi bir şekilde sizin hakkınızda yargılayacak daha az şey bulacak.


Ayrıca düşünsenize, bu dünyada kaç kişi yaşamını dönüştürme kararını verip, yola çıkabiliyor? Siz ayrıcalıklı ve özelsiniz. En azından oturup şanssızlıktan yakınmak yerine, adım atmaya çalışıyor ve bu yüzden eleştirilmeyi ve başarısızlığı göze alıyorsunuz.

Tabi ki her zaman %100 kendinden emin olmamız gerekmiyor - hepimiz düzenli olarak korku ve kendimizden şüphe duyarız. Yine de devam edebilmek için, odağımızı hedef ve hayallerimize çevirmemiz gerekiyor.

5. Eleştiriye davetiye çıkartmayın.

Haddini Aş Kulübü'nde Sizi Bekliyoruz!

Yaptığımız şey konusunda güvensiz olduğumuzda, farkında olmadan başkalarını bizi eleştirmeleri için dürtebiliriz. Ben özellikle iş hayatımda en çok; emin olmadığım, bilgime pek de güvenmediğim, yeterince hazırlıklı olmadığım konularla ilgili konuştuğumda veya doğal gücümün dışındaki alanlarda hareket etmeye çalıştığımda yargılanıyorum.


Bizim en güvenli limanımız doğal yeteneklerimiz ve güçlü yönlerimiz. Emin olmadığımız konularda "bilmiyorum" demeyi, zayıf olduğumuz konularda başkalarından yardım istemeyi, yapamayacaklarımızın sınırlarını öğrenmemiz gerekiyor.

Zayıflıklarımız üzerine bir dünya inşa etmenin anlamı yok.

6. Size güç veren bir takım bulun.


Fikirlerinizi, hayallerinizi özgürce paylaşabileceğiniz ve kendinizi sürekli açıklamak zorunda hissetmeyeceğiniz bir grup insanın yaşamınızda olmasına özen gösterin. Benim için bu, Haddini Aş Kulübü ve mentor arkadaşlarımla oluşturduğum küçük bir paylaşım grubu. Onlarla birlikteyken asla kendimi açıklamak zorunda değilim ve evimdeymiş gibi hissedebiliyorum.


Etrafınızı; ne yaptığınızı anlayan, sizi yolda tutmak için cesaretlendiren, fikirler veren ve dahası aynı amaç altında toplanan insanlarla çevrelediğinizde, diğer taraflardan gelen eleştirilerin üzerinizdeki etkisi azalacak.


Küçük Bir Uygulama:


Şimdi tüm bu yazdıklarımı eyleme dönüştürme zamanı!


Bir defter alın ve şu soruların üzerinde düşünün:


Hayal ettiğiniz bir iş yaşamına doğru giderken; gerçekleşmesinden korktuğunuz en büyük eleştiri nedir?

Bununla başa çıkmanın üç yapıcı ve sağlıklı yolu neler olabilir?


Şimdi en can alıcı soru geliyor:


Yargılama veya eleştiriden kesinlikle hiç korkmasaydınız, kimsenin düşüncelerini önemsemeseydiniz, işinizle ilgili alacağınız ilk karar ne olurdu?


Bana da cevaplarınızı yazmayı unutmayın, gerçekten merak ediyorum.


Bitirirken aklıma Athena'nın "Ben Böyleyim" şarkısı düşüverdi:

Bırak tutma beni Kaybetsem de üzülmem asla Ne boş kaygıların Korkma bana hiç bir şey olmaz!

Hayat benim Her anımı yaşadıkça sevesim var Aldırmam hiç yağmurlara Benim güzel hatalarım var Bir an bile vazgeçmedim Kendi yolumdan.

***

Eğer benzer içeriklerden ilham almak ve hayatınızı dönüştürme cesareti bulmak isterseniz Haddini Aş E Bülten ailemize hevesle bekleriz. Ücretsiz E rehberlerlerimizi de indirmeyi unutmayın!


4.114 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


Yazı: Blog2_Post
bottom of page