Haddini Aş Hikayeleri 14: Chris Gardner

Güncelleme tarihi: 9 Kas 2020

“Çocukluğum kaderim olsaydı, bugün karısını döven, çocukları taciz eden alkolik bir herif olurdum. Ben ise annemin sesini dinledim. Karanlığa değil, ışığa doğru yürüdüm.’’ diyen Chris’in hayat hikayesini okuduğunuzda eminim ki birçoğunuz bugüne kadar vazgeçtiğiniz, umudunuzu kaybettiğiniz şeyleri düşünüp ‘’keşke bu kadar kolay pes etmeseydim’’ diyeceksiniz.

Sıkıntılarla dolu bir çocukluk geçiriyor Chris. Babası terk ediyor Onu. Annesi ve alkolik üvey babasıyla birlikte büyüyor. Üvey babası tarafından sürekli dayak yiyor çocukluğunda. Annesi ve üvey babası arasındaki şiddetli anlaşmazlıklar sırasında üvey babasının asılsız iddiaları yüzünden annesinin iki kez tutuklanmasından sonra bakacak kimsesi olmayan Chris, çocuk esirgeme kurumuna alınıyor.

Henüz çocuk yaşta kendi çocuklarını asla bırakmayacağına dair yemin ediyor ve geçirdiği o zor dönemleri şöyle anlatıyor:

“Bir çocuğun çekmemesi gereken acılar çektim. Daha 5 yaşındayken kararımı vermiştim: Çocuklarım babalarının kim olduğunu bilecekler. Daha sonrası zaten biliniyor. Bu başarıya, doğru kararlar vererek ulaştım.”

Zeki olmasına rağmen imkanı olmadığı için okuyamıyor. 1974 yılında medikal cihazlar satmak amacıyla San Francisco’ya gidiyor. Bir gün yürürken kaldırımın kenarına park etmiş kırmızı bir Ferrari’yi gören Chris, içinden inen havalı adamı durdurup soruyor:

”Beyefendi, izninizle size iki sorum var. Bu arabayı alabilmek için ne iş yapıyorsunuz? Ve bu işi nasıl yapıyorsunuz?’‘