Haddini Aş Hikayeleri 68: Sylvester Stallone

Ucuz filmlerde figüranlık yaparak geçinmeye çalışan, geçirdiği kısmi yüz felci yüzünden asla başarılı bir oyuncu olamayacağı söylenen bir adamdı Sylvester Stallone. Üstelik de oyunculuk en büyük tutkusuyken...

Ama öyle bir mücadele etti ki istediğini almak, hayallerindeki mesleğe ulaşmak için, sonunda dünyanın en büyük aksiyon oyuncusu olarak adını tarihe yazdırdı.

Sylvester’ın film gibi hayatını anlatıyorum bu yazımda.

Size güç ve motivasyon verecek bir hikaye onunkisi.

Ve muhtemelen bu zamana kadar pes ettiğiniz şeyleri düşünüp hayıflanmanıza da neden olacak bir hikaye.

İyi okumalar diliyorum.


Sylvester Stallone ve Film Gibi Hayatı

6 Temmuz 1946’da New York’ta dünyaya geliyor "Rocky"..

Doğumu sırasında yaşanan bir sorun yüzünden, konuşma bozukluğu oluşuyor ve yüz kasları da doğuştan sarkık bir form alıyor.

Sürekli geçim sıkıntısı çeken bir ailede büyüyor Stallone. Anne ve babasının boşanmasının ardından babasıyla yaşamaya başlıyor.

Çocukluğunda yaşadığı bu sıkıntılar ve travmalar okul hayatına da yansıyor haliyle. Başarısız bir okul hayatı geçiriyor, hatta davranış bozukluğu olduğu için birkaç kez de okuldan atılıyor.

Bir süre sonra annesiyle birlikte yaşamaya başlıyor. Annesi onu problemli ve başarısız gençlerin gittiği bir liseye kaydediyor.

1967 yılında Miami Üniversitesi Tiyatro Bölümünde eğitim görmeye başlıyor. Ancak 2 sene sonra hayallerindeki meslek olan oyunculuğu yapabilmek için okulu bırakıyor ve New York’a taşınıyor.

“Hayallerinizi tartışmayın. Onları takip edin!”


Mücadelelerle Dolu Oyunculuk Kariyeri

Yüzündeki kaslar çalışmayan, dolayısı ile mimiksiz olan ve konuşma zorluğu da yaşayan bir adamın oyuncu olarak kabul edilmesi elbette kolay olmuyor. Kimse ona aktörlükte şans tanımıyor.

Oyuncu olana kadar çok çeşitli işlerde çalışıyor "Rambo".

Yeri geliyor hayvanat bahçesinde hayvanların kafesini temizliyor, yeri geliyor sinemalarda yer göstericilik yapıyor. Kimi zaman da ucuz filmlerdeki figüran rolleriyle geçinmeye çalışıyor.

“Yapamayacağınızı düşündüğünüzde bir tur daha atın. Hayatınızdaki fark yaratabilecek şey budur.”

Bu süreçte parasızlıktan aç gezdiği günler oluyor aktörün. Hatta çok sevdiği köpeğine bakacak parası kalmadığı için onu tanımadığı bir yabancıya, sadece 25 dolara satmak zorunda kalıyor.

Dibi gördüğü günlerde Muhammed Ali'nin bir maçını izleme imkanı buluyor.

İşte bu maçı izlemesi hayatının dönüm noktası oluyor Sylvester’ın.

24 Mart 1975'te Muhammed Ali ve Chuck Wepner'in karşı karşıya geldiği, Wepner’in Muhammed Ali karşısında bir şansı olmadığına inanılan, en fazla 3 raund dayanabileceği düşünülen bir maçtır bu.

Fakat Wepner, Muhammed Ali'den ne kadar sert darbeler alsa da düşmüyor ve mücadeleye devam devam ediyor. Sonuç olarak Wepner insanları şaşırtarak tam 15 raund Muhammed Ali'ye dayanmayı başarıyor ve maçı ancak teknik nakavtla kaybediyor.

Bu maçtan o kadar etkileniyor ki Sylvester, oturup senaryo yazmaya başlıyor.

3 gün boyunca gece gündüz yazarak bir senaryo çıkarıyor ortaya.

Evet, bildiniz: ROCKY

“Olmak istediğin yere ulaşabilmek için karşına çıkanlarla mücadele etmeye istekliysen, seni durdurmaya kimin hakkı olabilir?”

Ve başlıyor yapım şirketlerinin kapısını çalmaya. Elinde senaryo ile aylarca kapı kapı dolaşıyor.

Birçok şirketin geri çevirdiği senaryoya, sonunda bir yapım şirketi 100.000 dolar teklif veriyor.

Paraya çok ihtiyaç duymasına, hatta bu para hayallerinin bile ötesinde büyüklükte olmasına rağmen asıl istediği iş aktörlük olduğu için filmin başrolünde kendisinin oynamasını istediğini söylüyor. Ancak yapım şirketi bu teklifi reddediyor ve senaryo teklifini 400.000 dolara kadar çıkarıyor.

Bu büyük meblağ karşısında bile vazgeçmiyor hayallerinden Sylvester.

Ardından sadece senaryoya 400.000 dolar öneren yapım şirketi ile, senaryo + baş rol oyunculuğu için sadece 25.000 dolara anlaşmayı kabul ediyor ve böylece filmin baş rolünü kapıyor.

“Hayat, yapabileceğiniz bir vuruşun ne kadar zor olduğuyla ilgili değil. Kaç tane vuruşa dayanabildiğiniz ve hala ilerlemeye devam edip edememeniz ile ilgili.”

Filmden aldığı 25.000 doların 15.000 dolarını çok özlediği köpeğini geri almak için harcıyor. Rocky'nin filmdeki köpeği de bu köpek zaten.

Rocky 1976 yılında vizyona giriyor ve o yıl en büyük gişe hasılatı yapan film oluyor.

Hatta ünlü Taxi Driver filmini de geride bırakarak En İyi Film Oscarı'nı da kazanıyor. Bu ödülü kazanan ilk spor filmi olarak da tarihe geçiyor.

Sadece 25.000 doları kabul ederek oynadığı film, sonuçta Sylvester Stallone'a toplamda 200 milyon dolar kazandırıyor.

Evet, herkesin sırtını çevirdiği yalnız bir adamdı ama o.

Ama kendisine sınırsız bir güç veren bir tutkusu vardı.

İşte tutkusundan aldığı o güç, onun ismini gelmiş geçmiş en büyük aksiyon oyuncularından birisi olarak sinema tarihine altın harflerle yazdırıdı.

“Dünyanın en zengin, en akıllı ya da en yetenekli insanı değilim. Ama başarılı oldum çünkü devam ettim, devam ettim ve devam ettim.”
 

©2020, Bora Özkent'le Haddini Aş! Wix.com ile kurulmuştur.