Korkularınızı Kovun!

İbn-i Sina şöyle bir deney yapar:

Aynı yaşlarda, aynı kiloda, aynı yemlerle beslenen iki kuzuyu iki ayrı kafese koyar. Tüm şartları eşittir iki kuzunun.

Büyük usta yan kafese de bir kurt koyar. Ancak bu kurdu kuzulardan yalnızca birisi görebilmektedir, diğeri ise kurdun varlığından tamamen habersizdir.

Aradan birkaç ay geçtikten sonra kurdu görebilen kuzu iyice zayıflar, bir deri bir kemiğe döner ve sağlığı da bozulur. Kurt kuzuya bir şey yapmamasına rağmen, zavallı kuzu yaşadığı korku, stres ve beslenme yetersizliği yüzünden bir süre sonra ölür gider.

Kurdu görmeyen diğer kuzu ise sağlıklı bir şekilde yaşamaya devam eder.

İbn-i Sina’nın bu deneyi yapmaktaki amacı zihinsel durumumuzun, duygular ve tutumlar üzerinde etkilerini araştırmaktı.

Korkunun bizi ele geçirmesine izin vermek demek, kendimizi yavaş yavaş öldürmemiz demektir diyebiliriz sanırım.

Ne yazık ki, 9 aydır dünya nüfusunun büyük kısmı bu duyguyu yoğun bir şekilde yaşıyor.

Korku duygusunu yenmeyi ve yönetmeyi başaranlar çok güçlü bir şekilde çıkacaklar pandemi sürecinden. Korkuya teslim olanlar ise kendilerinden birçok şeyi kaybetmiş olacaklar muhtemelen.

“İnsanın ilk görevi korkuya boyun eğdirmektir. Korkudan kurtulmadan hiçbir şey yapamayız. Ayağının altında korku olduğu sürece insanın eylemleri adidir, gerçek değil sahtedir, düşünceleri hatalıdır, bir köle ve bir ödlek gibi düşünür.” - Thomas Carlyle

Korku amigdala, yani ilkel beyin tarafından tehlikeli anlarda ortaya çıkarılan bir duygudur. Amacı ise çok basittir: Bizi hayatta tutmak...

Dozunda yaşandığında sağlıklı ve yararlı bir duygudur. Ancak korku aşırı uyarılmaya sebebiyet verdiğinde sağlıksızlaşır, hayatımızı zorlaştırmaya ve bizi hareket edemeyecek hale getirmeye başlar.

Daniel Goleman, ‘’Sosyal Zeka’’ kitabında korkunun beynimize ve bedenimize neler yaptığını çok net bir biçimde işliyori:

'’Korku, zihni örseleyerek öğrenmeyi aksatır.

Stres altındayken, zihin güçlü bir şekilde harekete geçerek bedeni kriz durumuna hazırlar. Amigdala beynin icra merkezi olan prefrontal kortekse kumanda eder.

Kontrolün bu şekilde alt yola geçmesi, amigdala bizi kurtarmak için içgüdüsel tepkileri kullanırken, otomatik alışkanlıkları öne çıkarır. Düşünen beyin bu süre içinde kenarda kalır.

Beynimiz karar alma işlevini alt yola devrettiğinde, iyi düşünme yeteneğimizi kaybederiz. Baskı ne kadar yoğunsa, performansımız ve düşüncelerimiz o kadar zarar görür.

Üstünlüğü ele geçiren amigdala; öğrenme, işleyen bellekte bilgi tutma, esnek ve yaratıcı biçimde tepki verme, dikkati istenen şekilde yoğunlaştırma, etkili bir planlama ve örgütleme yeteneklerimizi kısıtlar.

Sinirbilimcilerin ‘’bilişsel işlevsizlik (ilgisizliğin ve karamsarlığın öne çıktığı keyifsizlik hali) dediği duruma düşeriz.’’

Eğer bugünlerde halsiz, keyifsiz, gergin hissediyorsanız, içinizden bir şey yapmak gelmiyorsa, korku duygusu sizi ele geçirmiş olabilir.

Korkunun yarattığı bu durumu da harekete geçerek, kendinizi zorlayarak aşabilirsiniz ancak.

'’Harekete geçme motivasyonunun da en büyük tetikleyicisi nedir?’’ diye soracak olursanız, ‘’ne istediğinizi bilmek ve onun peşinden gitmeye karar vermektir.’’ derim.

Hadi o halde, şu süreçten en güçlü biçimde çıkmak için bugünden itibaren kendinizi inşa etmeye başlayın.

İşinizi her zamankinden de iyi yapmaya ve doğru kararlar almaya çalışın.

Korkularınızı kovun, güçlü olun ve umudunuzu koruyun.

''Hayat korkunun bittiği yerde başlar.'' - Osho