top of page

Yeni Fikirlerle İnançlarımızın Savaşı

Güncelleme tarihi: 31 Mar 2023

Bu yazımda yeni fikirlerin hakkını verme, anlamaya çalışma, onların gelecekte neye doğru evrilebileceği konusunda sağlıklı öngörüler geliştirme konusunda bizi duraklatan iki zihni engelimizden bahsediyorum.

İşte o zihni engeller:

1. İnançlarımız

Hepimizin dünya hakkında, çevremizde olup bitenler hakkında bir görüşü, bir inanç sistemi var.

Bu inanç sistemi bizim yeni şeylere bakmamızı engelleyebiliyor.

Mesela kripto paraları ele alalım.

Bizler ''para nedir?'' konusunda bir inanca sahibiz.

Para, merkez bankaları tarafından, devlet yetkisiyle basılan, arkasında devleti var eden (ülkemizde yüce Atatürk'ün, Amerika'da Benjamin Franklin'in) portrelerin olduğu bir takım sembollerle ülke kültürünün yansıtıldığı, kontrolü devletin elinde olan bir şey.

Ve bu paranın işlediği bir de ekonomik sistem vardır. Bu ekonomik sistemde merkez bankası, ticari bankalar vardır, bu bankalar arasındaki ilişki vardır, bu bankaların bize kredi verme şekli vardır.

Paranın ne olduğu konusunda bu inanç sistemine sahipseniz, Bitcoin'e aklınızın yatması elbette oldukça zor olacaktır.

Bitcoin'in arkasında devlet ve merkez bankası yok. Basılan bir şey değil. Sadece dijital. Sahibinin kim olduğu belli değil. Nerede basıldığı belli değil. Teknolojisi oldukça karmaşık.

İnanç sistemimiz, yeni karşılaştığımız objektif gerçekleri ya hiç görmememize ya kendi inanç sistemimizden görebildiğimiz kadarını görmemize ve gördüğümüzü de reddetmemize neden olabiliyor.

İnanç sistemimin dışında kalan, çok fazla yeni bilgi öğrenmem gereken bir yapıyla karşılaştığımızda inanç sistemimizin bu yeni bilgileri öğrenmemizi engellemesi çok kolay olabiliyor. Bundan dolayı da yeni fikri anlamaya, kavramaya enerji bile harcamıyoruz.

Bisikletin icadına bakalım mesela.

Alman Baron Karl Von Drais tarafından 1817'de icat edilen bu iki tekerlekli her derde deva ulaşım aracı ilk zamanlarda "Şeytan İcadı" olarak görülüyordu.

Bisikletin çok hızlı olduğunu düşünen bazı anneler çocuklarının bisiklete binmesini istemiyordu, çünkü hızla esen rüzgardan yüz felci geçirebileceklerini düşünüyorlardı. Bisiklet rüzgarından bahsediyoruz..

Üzerinden 200 yıl geçmiş olsa da, yeni olana direniyor olmamız hala güncel..

Metaverse için de geçerli. Metaverse bugün hala uzak durulması gerekilen, yokmuş gibi davranılan koskoca bir evren. Oysa Metaverse hayatlarımızı baştan uca değiştirmeye geliyor ve Metaverse aynı zamanda müthiş iş fırsatları barındırıyor.

Eğer inanç sisteminizi kırıp, bu muazzam dünyayı tanıyarak zihninizi genişletmek isterseniz:

"Yeni Başlayanlar İçin Metaverse" eğitimi tam burada. Bu video eğitimle Metaverse evreninin işlerimizi, mesleklerimizi, eğitimimizi, sağlığımızı, sosyal ve duygusal hayatlarımızı nasıl etkileyeceğini öğrenebilirsiniz.


Şimdi size bir de itirafta bulunayım:

Bu durumu ben kendi iş hayatımda da yaşadım.

Bir zamanlar Türkiye'nin büyük bir eğitim firmasının genel müdürüydüm. 20'ye yakın eğitmenimiz vardı ve çok da güzel para kazanıyorduk.

O sıralar online eğitim platformları çıkmaya başladı (Udemy gibi).

Bu platformların birinden ''yatırımcı, içerik üretici olarak bize katılmak ister misiniz?'' gibi bir teklif aldık. Ve o zamanki ortağımla birlikte düşündük ve reddettik. Hatta şöyle dedik: ''Sınıf içi eğitimler her zaman var olacak, eğitim ekranlara sığabilecek bir şey değil.''

Çünkü eğitim konusunda bir inanç sistemimiz vardı. Bunun bir alternatifinin olabileceğini düşünmedik ve bu yüzden de konuya derin bakamadık.

Ancak o dönemden sonra ne oldu biliyor musunuz?

Online eğitim platformları hızlı bir şekilde büyüdüler. Gittikçe daha etkin, daha güçlü hale geldiler. Mesela Udemy'nin değeri şu an bir milyar doların üzerinde.

Online eğitimler eğitimin demokratikleşmesi, daha fazla insana yayılması konusunda da müthiş iş gördüler.

Demem o ki; geliştirmeniz gereken ilk alışkanlık, yeni fikirlerle karşılaştığınızda inanç sisteminizi sorgulamak olmalı.

Eğer yeni fikri saçma buluyorsanız, inanç sisteminizin hangi unsurunun bu fikri saçma bulmasına neden olduğuna kafa yormanız gerekiyor.

Böylece fikri daha derinden anlayacak, neler getireceğini daha net şekilde görebileceksiniz.

2. Zaman

İkinci engelimiz ise zaman.

Çünkü geleceğe bakamıyoruz. Hepimiz bugüne veya çok kısa vadeli geleceğe bakıyoruz.

Bitcoin'de hep şu tartışma döner: '' Tamam da bu para hiçbir yerde kullanılmıyor…''

Hayır, kullanılıyor.

Evet, çok fazla yerde kullanılmıyor ama geçen seneye göre epey çok yerde kullanılıyor. Özellikle bir-iki yıl içinde hızlanarak hayatımıza girmeye başladı.

Eğilime, trende bakınca şu gerçekleri göreceksiniz:

10 yıl öncesinde hiçbir yerde kullanılmıyordu. 5 yıl önce çok az yerde kullanılıyordu. Ancak 1-2 yıldır çok fazla atak var.

Birçok ödeme platformunda bir ödeme aracı olarak kullanılıyor. Üstelik Bitcoin'i teminat olarak gösterip kredi alabildiğiniz, borçlanabildiğiniz yerler var. Bitcoin'inizi faize yatırabildiğiniz yerler bile mevcut şu an.

O yüzden bugüne değil, trendlere bakmamız lazım. Çünkü eğer trend daha fazla insanın o ürünü, o hizmeti kullanacağına dair işaretler gösteriyorsa o ürünün ilerisi çok parlak olabilir.

Ancak çoğumuz trendlere, geleceğin nasıl şekillendiğine bakmayı unutuyoruz. O küçük pazarların, küçük de olsalar ne kadar hızlı büyüdüklerini fark edemiyoruz.

Elektrikli otomobillerde de aynı şey geçerli. Hala dünyadaki toplam otomobil satışlarının içinde elektriklilerin payı epey az ama her yıl %100 büyüyorlar.

Her yıl %100 büyüyen bir şeyin matematiksel olarak ne kadar etkin bir büyüme modeli olduğunu tahmin edebiliyor musunuz?

Bir de bilim kurgu izlemenizi tavsiye ederim. Bazı kaliteli bilim kurgu filmleri (Azınlık Raporu, Yıldızlar Arasında gibi) geleceğin nasıl şekilleneceği konusunda çok ciddi ipuçları verebiliyor.

Bugüne, bugünkü ürüne bakıp bilim kurguda gördüklerinizi hatırlıyorsunuz ve acaba bu ürün, o bilim kurgulardaki geleceğe doğru bir adım olabilir mi diye sorgulamaya başlıyorsunuz.

Çünkü kaliteli bilim kurgular aslında geleceğin nasıl şekilleneceği, insanların neleri talep edeceği, teknolojinin nereye gideceği konusunda bize hayli yol gösteriyor.

O halde yeni fikirlere daha kolay adapte olabilmek için önce inanç sistemlerimizden kurtulacağız.

İnanç sistemlerimizi ve yeni fikre direnme sebebimizin inanç sistemimiz olup olmadığını tekrar tekrar sorgulayacağız. Gerekirse inanç sistemimizi yıkıp yeni dünyayı daha objektif bir gözle göreceğiz.

Gelecek nereye doğru evriliyor konusunda trendleri izliyor olacağız. Bir de o geleceğe meraklı olacağız ve bu merakımızı bilim kurgular izleyerek, fütüristleri ve gelecekle ilgili yorumları takip ederek destekleyeceğiz.

Ve bu alışkanlıklar bizim zenginleşmemize, geleceği anlamamıza, daha doğru kararlar almamıza son derece yardımcı olacak.




669 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Komentar


Yazı: Blog2_Post
bottom of page