Bu 3 Önemli Konuya Bakış Açınızı Değiştirin, Hayatınız Değişsin.

Değişim, dikkat dağınıklığı ve zaman kavramları günümüzde üzerinde en çok durulan, hakkında en çok soru sorulan kavramlar.

Çünkü her biri şu anımızı ve geleceğimizi önemli ölçüde etkileyen konular.

Bu yazımda bu 3 konu hakkında önemli ve farklı bakış açıları sunacağım sizlere.

1. Değişim

Sürekli değişen ve evrimleşen günümüz dünyasının dinamiklerine ayak uydurmak için değişimi iyi okumalı, anlamalı ve yakalamalıyız.

İş hayatına baktığımızda, önceleri değişim sadece emredilirdi ve çalışanlar da buna uyardı, ancak neden değişimin gerçekleştiğini bilmezlerdi.

Ancak o devir artık kapandı. Çalışan psikolojisi giderek önem kazandığı için çalışanın da sürece dahil olması, yapılan işleri ve yapılma şekillerini sorgulaması gerekiyor.

Çünkü değişimin tam olarak gerçekleşmesi için onun tam olarak anlaşılması gerekiyor. Öyle ki değişim yönetimi bir disiplin haline gelmiş durumda ve birçok farklı modelle bu durum tartışılmakta.

Ve değişimin hala kolay bir süreç olduğunu düşünen çok sayıda insan var.

Hayır, değişim acısız gerçekleşmiyor ne yazık ki. Çünkü değişim demek hareket demek. Hareket ise sürtünme ister. Sürtünme de acıya neden olur.

Öyleyse acı yoksa değişim de yok. Fedakarlık yoksa değişim de yok.

Bunu aklınızda bulundurarak değişim ateşini fitilleyin. Yola bu farkındalıkla çıkarsanız daha güçlü olacaksınız.

''Gazeteci iseniz, daha politik yazılar yazabilirsiniz. Bilim ile uğraşıyorsanız, daha iyi bir gelecek için araştırmalar yapabilirsiniz. Çalışma bandında çalışıyorsanız, mola sürelerini tartışabilirsiniz. Bir akşam yemeğine çıktığınızda siparişinizi verdiğiniz balığın nereden geldiğini sorabilirsiniz. Eğer kendinizi bir entelektüel olarak görüyorsanız, riske girmekten çekinmeyin.'' Horald Welzer

2. Zaman

Hepimizin dilinde aynı söz: ''Zaman çok hızlı geçiyor''

Evet zaman çok hızlı akıyor ve akmaya da devam edecek. Bunun üzerinde durmak yerine kendimize sormamız gereken çok önemli bir soru var:

''Zamanı nasıl bölümlere ayırabiliriz?''

İnsanlar genelde hayatlarını yıllara bölerek ölçüyor. Şirketler genelde çeyreğe bölerek ölçüyor. Microsoft Outlook bir günü 15 dakikalık dilimlere bölüyor.

Peki gerçekten hayatımızı böyle kısa süreli zaman dilimlerine bölmek ne kadar mantıklı dersiniz? Hedeflerimizin sürdürülebilirliği ne kadar olabilir?

Bu konuda en akıllıca yöntem Gannaca Şirketinin kurucusu Christopher Patrick Peterka'ya ait:

Hayatı yıllara göre değil beş yıllık birimlere ayırmalıyız. 80 yaşımıza geldiğimizi varsayarsak, 80 tane değil 16 tane modül yaşamışız demektir.

İş hayatında her şey çeyrek yıllık zaman dilimlerine bağlıdır. Ve bu uzun vadeli hedeflerin kovalanmasını engeller. Büyük değişimlerin dahi hemen gerçekleşmesi beklenir. Kimse 3 aydan ilerisini düşünmez bile.

Beş yılın ötesini planlamak ise günlük iniş çıkışlara daha az, yarına daha çok bakmakla ilgilidir. Bu bakış açısı kalıcı başarıyı garantiler.

3. Dikkat Dağınıklığı

Artık şöyle rahatsız edici gerçeklerimiz var:

- Bir iş gününde, birbirinden farklı yaklaşık 40 websitesi ziyaret ediyoruz.

- Bir saatte bilgisayarımızdaki programlar arasında 36 kez geçiş yapıyoruz.

- 30 yıl öncesinden 3 kat fazla bilgi özümsüyoruz.

- İnsanlarla yüz yüze değil, daha çok sanal dünyalar üzerinden iletişim kuruyoruz.

- Her boş anımızda sosyal medya hesaplarına yöneliyoruz.

Dolayısıyla böyle bir yaşam şeklinin ortasında pür dikkat olmamız neredeyse imkansız hale geldi.

Teknolojik araçların verimimizi arttığını düşünenler olsa da gerçekte olan daha hızlı ve daha ihmalkar çalıştığımız.

''Her an ulaşılabiliriz, ancak her an dikkatimiz de dağılabilir.'' Matt Richtel

Dikkatinizin daha az dağılması için şunları yapabilirsiniz:

- Medya tüketiminizi kısıtlayın ve seçici olun.

- Gereksiz tüm uygulamaları silin.

- Bildirimlerinizi kapatın.

- Mesai saatlerinizin ilk ve son bir saatinde e-postalarınızı okuyup cevaplayın.

- Ayda bir kereye mahsus kendinize e-postasız bir gün ilan edin.

- Cumartesi günleri e-postalarınızı kontrol etmeyin.

- Yılda iç kez ''Three-day-rule'' kuralını uygulayın. Yani internetsiz üç gün geçirin. Böylece rahatlamaya başlayacaksınız ve uyku kaliteniz artacak. Hem fiziken hem zihnen daha zinde hissedeceksiniz.

***

Yararlandığım Kaynak: Değişim Kitabı / Mikael Krogerus ve Roman Tschappeler

1,058 görüntüleme3 yorum