Haddini Aş Hikayeleri 27: Oprah Winfrey

En son güncellendiği tarih: 9 Kas 2020

Öyle insanlar vardır ki hayatta; Daha küçük bir çocukken hırpalar hayat onları, kötü davranır. Çok acı çeker, defalarca kez yenilgiye uğrar, kayıplar yaşarlar. Olabilecek en kötü şeyler gelir başlarına…

Ama bir çıkış yolu bulana kadar mücadele eder bu insanlar. Çünkü birçoğumuzun aksine, hayatlarını değiştirebilecek cesarete sahiptirler. Ve ne yapar eder, kendi hayatlarını söke söke alır ve sonunda istedikleri insana dönüşürler.

İşte böyle insanlar beni en çok etkileyen, çok saygı duyduğum insanlar olmuştur hep.

Bu insanlardan birisi de dünya üzerindeki birçok kişi için ilham kaynağı olan, hatta bugün dünyanın en güçlü isimlerinden biri olarak kabul gören bir kadın.

‘’Yaralarınızı bilgeliğe dönüştürün.’’ Diyen bir kadın bu.

Oprah Winfrey’den bahsediyorum.

Gelin Oprah’ın sıra dışı hayat hikayesine bakalım. Onu dünyanın en güçlü kadınlarından biri yapan hikayesine…

29 Ocak 1954 günü ABD’nin Mississippi eyaletindeki bir kasaba olan Kosciusko’da, hiç evlenmemiş anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya geliyor.

Annesi bir hizmetçi, babası ise bir madenciydi.

Doğumundan sonra, annes

Oprah’ı bırakıp kuzey Mississipi’de bir yere taşınıyor. Oprah ise kırsal kesimde, yoksulluk içinde yaşayan büyük annesinin yanına gönderiliyor.

Büyük annesine ev işlerinde yardım ettiği, yaramazlık yaptığında ise büyük dayak yediği günler bu günler.

Bazı zamanlar acımasız olsa da büyük anne, Oprah’ın gelişimine önem verdiğinden ona 3 yaşında okumayı öğretiyor. Birlikte kiliseye gidiyorlar. Bir süre sonra ezberden İncil ayetlerini okumaya başlıyor küçük Oprah. Hatta ‘’küçük vaiz’’ lakabını takıyorlar ona.

‘’Okumakla ilgili en çok sevdiğim şey, insanı yukarılara taşıması ve daha yukarılara taşımaya devam etmesi.’’ Oprah Winfrey

6 yaşındayken annesi çıkıp geliyor, bir evde temizlikçi olarak işe başladığını ve artık kızına kendisinin bakmak istediğini söylüyor. Ve böylece annesinin yanına taşınıyor Oprah. Fakat annesi uzun süreler çalıştığı için ilgilenemiyor kızıyla. Pek destek görmüyor annesinden anlayacağınız.

Okula başlayan ve parlak bir öğrenci olan Oprah, bir süre sonra okula gitmek istememeye, okuldan kaçmaya başlıyor. Psikolojisi bozuluyor.

Çünkü kâbus gibi günler yaşıyor.

10 yaşından 14 yaşına kadar bir akrabası tarafından tecavüze uğruyor. 14 yaşında hamile kalıyor.

‘’14 yaşında hamile kaldığımı kendimi güvende hissedene kadar sakladım. 14 yaşında doğum yaptım; bebek haftalar sonra hastanede öldü. Okula döndüm ve kimseye bir şey söylemedim. Öğrenilirse okuldan atılmaktan korkuyordum. Böylece bu sırrı, eğer birisi öğrenirse beni hayatından atar korkusuyla geleceğime taşıdım.” Oprah Winfrey

Yaşadıkları onu asi ve isyancı bir insan yapıyor.

Sonunda annesi ona artık katlanamadığını söyleyerek babasının yanına gönderiyor genç Oprah’ı.

Babası sert bir insan olsa da kızının eğitimine çok önem veriyor, destekleyici davranıyor. Burada kendine geliyor Oprah, psikolojisi de düzelmeye başlıyor. Sonuç olarak liseyi dereceyle bitiriyor ve Tennessee Eyalet Üniversitesi’ni tam burslu olarak kazanıyor.

Aynı yıl katıldığı Afrika asıllı Amerikan güzellik yarışmasında birinci olan Oprah’ın yüzü gülmeye başlıyor yavaş yavaş.

Yaşadıkları yüzünden kendini ifade edememesi, hayatı boyunca gerçeği aramaya, anlamlı olanı yapmaya itiyor Oprah’ı.

Tutkusunun peşine düşeceğine, sevdiği şeyi keşfedip onu yapacağına dair söz veriyor kendisine.

‘’Bir kadının kendine sorabileceği en önemli sorulardan biri şudur: Gerçekten ne istiyorum; ruhumun bunu elde etmek için bana gösterdiği en iyi yol ne?’’ Oprah Winfrey

Ve medya kariyeri başlıyor… Üniversitede öğrenciyken yerel bir radyoda yarı zamanlı olarak çalışmaya başlıyor.

İnsanlarla iletişim kurmayı çok seven Oprah, bir süre sonra okulunu bırakarak tam zamanlı olarak çalışmaya devam ediyor.

Sonrasında kendini başka bir şekilde ifade etmek istiyor ve ilk siyahi kadın haber sunucusu olarak Nashville’de çalışmaya başlıyor. Televizyon onun için bir tür terapi, bir tür nefes alma şekli oluyor.

Ve işini aşkla ve tüm samimiyetiyle yapan Oprah’ın hızlı yükselişi başlıyor.

Televizyonculuk kariyerine Baltimore şehrinde devam ediyor ve ‘People are Talking’ programının sunucusu oluyor. Bu program ile insanların sorunlarına eğilmeye başlıyor.

Sürekli daha iyiyi, daha anlamlı olanı arıyor.