top of page

Kitap Özeti: Outliers (Çizginin Dışındakiler)

Güncelleme tarihi: 25 May 2023

''Bazı insanlar neden daha başarılı olur'' alt başlığı ile okuyuculara sunulan Outliers, sıradanlığın ötesine geçmeyi başaran insanlar hakkında yazılmış ve uzunca süredir popülerliğini koruyan bir kitap.

Malcolm Gladwell, yazılımcılardan iş adamlarına, dahilerden rock yıldızlarına, en iyileri diğerlerinden ayıran sırları, tüm detaylarıyla ortaya çıkarıyor.

Ve başarı kavramına yaklaşma şeklimizin son derece yanlış olduğunu savunuyor.

 

Bu özet ücretsiz üyelerimiz içindir. Uluslararası ses getirmiş tüm kitap özetlerimize ulaşmak isterseniz, sizi Kitap Ekspresi'ne davet ediyoruz.


Kitap Ekspresi'nde özetlerimiz artık sesli olarak da sizlerle buluşuyor. Kitap Ekspresi'ne üye olun, hem her hafta bir bestseller kitabın özet ve ana fikirlerine ulaşın, hem dilerseniz özeti okumak yerine dinleyin. Önceki tüm ücretli özetlere de anında ulaşabilirsiniz. Hadi tam burada bekliyoruz!


 

Birinci Kısım: FIRSAT


Bölüm 1: Matta Etkisi

Malcolm, bu bölümde başarı algımızın son derece yanlış olduğu üzerinde duruyor.

Herkes başarının yetenek, zeka, çok çalışma ve yaşam tarzı gibi faktörlere bağlı olduğunu düşünürken Gladwell, bireyin başarısının büyük ölçüde dış faktörlere bağlı olduğunu belirtiyor.

Bu fikrinin doğruluğunu kanıtlamak için de önümüze istatistikleri seriyor.

Mesela Kanada hokey ligine baktığımızda, hokey oyuncularının doğum zamanlarının başarılarında çok önemli bir rol oynadığını görüyoruz.

Hokey ligindeki oyuncuların %40'ı Ocak-Mart, %30'u Nisan-Haziran, %20'si Temmuz-Eylül ve geri kalan %10'u Ekim-Aralık aylarında doğmuştur.

Bu basitçe, Ocak ayında doğan bir çocuğun diğer çocuklara göre önemli bir avantajı olduğu anlamına geliyor çünkü bu, diğer çocuklardan fiziksel ve zihinsel olarak daha olgun olacağı anlamına geliyor.

Bu çocuklar, koçluk alacakları en iyi takımlara seçiliyorlar ve daha iyi takım arkadaşlarıyla antrenman yapıyorlar. Aynı yıl, daha sonraki aylarda doğan çocuklara göre, sahip oldukları yerleşik avantajı pekiştiriyorlar.

Gladwell, daha erken doğan çocukların belirli bir avantaja sahip olduğunu kanıtlamak için beyzbol, hokey ve futboldan başka örnekler de veriyor.

Gladwell avantajlardan bahsederken, elbette yeteneğin başarıda bir rolü olup olmadığı merak ediliyor.

Cevap olarak Gladwell, bunun bir rol oynadığını kabul ediyor; ancak, düşündüğümüz kadar önemli olmayabileceğini vurguluyor.

Bu; Ocak ayında doğan ve hokey oynayan herkesin başarılı olacağı anlamına gelmiyor, ancak o kişinin başarılı olmasına yardımcı olabilecek dinamiklerin bir araya (toplum tarafından) getirildiğini söylüyor.

Robert Merton adlı bir sosyolog, bu fenomeni, yaşamları boyunca özel avantajlar elde eden insanların başarıya ulaşma olasılığının daha yüksek olduğunu belirten “Matta Etkisi” olarak adlandırıyor.

Malcom Gladwell'in kitabında şans olarak adlandırdığı şey, bizim elimizde olmayan ancak toplum kurallarının denetimsizliği ve sistemin adil olmayan işleyişi yüzünden bazı şeylerin aleyhimize ya da tam tersi lehimize olarak gelişmesidir. Haliyle yazar şans faktörünü eleştirel bir tutumla yazıyor.


Gladwell bu durumu organizma-insan ve ekoloji- toplum tasviriyle şöyle açıklıyor:


"Ormandaki en uzun meşe sadece en sert palamuttan yetiştiği için en uzun meşe olmamıştır; diğer ağaçlar onun aldığı güneş ışığını, kesmediği, çevresindeki toprak derin ve zengin olduğu, fidanken hiçbir tavşan onun kabuğunu kemirmediği ve hiçbir oduncu onu vakti gelmeden kesmediği için de en uzun meşe o olmuştur."



Bölüm 2: 10.000 Saat Kuralı

Doğuştan yetenek diye bir şey var, evet. Ocak'ta doğan her hokey oyuncusu profesyonel düzeye ulaşmıyor. Sadece doğuştan yetenekli olanlar ulaşıyor.

Başarı= yetenek+hazırlık

Bu görüşün sorunlu yanı şu; psikologlar üstün zekalıların kariyerlerine ne kadar yakından bakarlarsa, doğuştan yeteneğin oynadığı rol o kadar küçük, hazırlığın oynadığı rol ise o kadar büyük görünüyor.

Gladwell'e göre, bir kişinin herhangi bir alanda ustalık kazanması, yaklaşık 10.000 saat pratik gerektirdiğini söyleyen "10.000 saat kuralına" bağlıdır.

Bu kavramı netleştirmek için büyük ustalardan, hatta tarih boyunca ''dahi'' diye nitelendirdiklerimizden örnekler veriyor.

Örneğin müzik yazmaya altı yaşında başlayan Mozart hakkında psikolog Michael Howe, Genius Explained kitabında şöyle yazıyor:

''Olgun bestecilerin standartlarına göre, Mozart'ın ilk yapıtları çok iyi değildir. İlk parçaların hepsi büyük olasılıkla babası tarafından yazıldı ve belki de süreç içinde doğaçlama olarak çıktı. Mozart'ın çocukluk kompozisyonlarından birçoğu, örneğin, piyano ve orkestra için yazdığı ilk yedi konçerto, büyük oranda diğer bestecilerin yapıtlarının aranjmanlarıdır. Sadece Mozart'ın özgün müziğini içeren konçertolardan ilki, şimdi bir başyapıt olarak kabul edilen No.9, K.271, daha önce hiçbir 21 yaş altı müzisyen tarafından bestelenmemiştir. Mozart o zaman 10 yıldır konçerto besteliyordu.''

Büyün satranç oyuncusu Bobby Fischer'in de ustalığa ulaşması yaklaşık 10 yılını alıyor. Peki 10 yıl ne demek? 10 bin saatlik somut pratik kabaca 10 yıl alıyor.

Bill Gates, kendi yazılım şirketinde şansını denemek için ikinci sınıftan sonra Harvard'ı terk ettiğinde, pratikte tam yedi yıldır sürekli programlama yapıyordu. 10 bin saatin çok ilerisindeydi.

Bu bölümde bunlar ve daha birçok ismin ustalık yolunda neler yaptıkları, 10 bin saate nasıl ulaştıkları çok detaylı bir şekilde anlatılıyor.



Bölüm 3: Dehaların Sorunu (Birinci Kısım)

Yüksek IQ'ya sahip olmak, otomatik olarak hayatta başarılı olacağımız anlamına gelmez.

Daha iyi okullara gitme ve daha fazla para kazanma olasılığını yükseltir. Ancak bu bile belli bir noktaya kadar avantajlıdır.

120 civarında bir IQ'ya ulaştıktan sonra alınan ekstra IQ puanlarının gerçek dünyada ölçülebilir bir avantajı olmuyor.

İngiliz psikolog Liam Hudson, ''IQ'su 170 olan birinin IQ'su 70 olan birinden daha iyi düşündüğü fazlasıyla kanıtlanmıştır'' diyor ve şöyle devam ediyor: ''Ve bu durum daha yakın bir karşılaştırmada da - örneğin 100 IQ ile 130 IQ arasında da geçerlidir. Ancak her ikisinin de IQ'su görece yüksek olan iki kişi karşılaştırıldığında bu ilişki ortadan kalkar. Yetişkin IQ'su 130 olan deneyimli bir bilim adamının Nobel Ödülü kazanma olasılığı, IQ'su 180 olan bir bilim adamından farksız.''

Sonuç olarak, zeka eşiğini geçtikten sonra, zekanın ötesindeki diğer faktörler başarı için daha fazla önem kazanmaya başlıyor.

Bölüm 4: Dehaların Sorunu (İkinci Kısım)

Gladwell'e göre üstün bir zekaya sahip olmak yeterli değil. Deha sürekli beslenmeli ve teşvik edilmelidir.

Çizginin dışındakilerin hikayelerine bakarken, çoğu zaman yetiştirilme tarzının kişinin ne kadar başarılı olduğu üzerindeki rolünü gözden kaçırdığımızı anlıyoruz.

Araştırmalar, geçmişin ve yetiştirilme tarzının başarı üzerinde IQ puanlarından daha fazla etkiye sahip olduğunu gösteriyor.

Orta ve üst sınıf ailelerden gelen çocuklara konuşmaları, kendilerini savunmaları ve düşünce bağımsızlığını ifade etmeleri öğretilir. Bu da hayatları boyunca neden daha fazlasını başardıklarını açıklıyor.

Ebeveynlerinin onların hayatlarına ve ilgi alanlarına daha fazla dahil olmaları bu çocukların, yetişkin olduklarında, fırsat ve zorluklara yaklaşım tarzlarını belirliyor. Otorite karşısında bile seslerinin ve fikirlerinin önemli olduğuna inanarak büyüyorlar.

Öte yandan, yaşam gailesi yüksek bir ailede yaşayan çocuklar, ebeveynlerinden yeterince ilgi göremeyebiliyorlar. Sonuç olarak, birçok durumda ürkek hale gelir ve otoriteye karşı boğucu bir saygı geliştirirler.

Bölüm 5: Joe Flom'dan Alınacak 3 Ders

Bu bölümde Gladwell, hiçlikten zenginliğe giden mükemmel bir hikayeye sahip olan, ölene kadar her yıl yaklaşık 1 milyar dolar kazanan Joe Flom'dan bahsediyor.

Dezavantajlı bir başlangıç yapmanın başlı başına bir fırsat olabileceğini vurguluyor.

Bazıları için dezavantajlar genellikle kılık değiştirmiş nimetlerdir.

Hiçlikten zenginliğe gidenlerin anlatıldığı hikayelerde, kahramanın üstesinden gelmek zorunda olduğu pek çok güçlüğe odaklanılır, ancak bu güçlüklerin, kahramanımızı gelecekteki olumsuzluklara karşı güçlendirmeye yaradığına işaret edilmez.

Çizginin dışındakiler, "demografik şanstan" veya doğru zamanda doğmaktan da yararlanır.

Örneğin:

1930'larda büyük bunalımın zirvesinde olgunluğa erişenlerin başarma şansı, daha sonra ekonomi canlanırken olgunlaşanlara göre daha azdı.

Aynı zamanda, ne kadar alçakgönüllü olursa olsun, anlamlı işlerle uğraşmak size öğrenme ve gelişme fırsatı verir.



İkinci Kısım: MİRAS


Bölüm 6: Kentucky, Harlan

Kültürel miraslar nesilden nesile devam eder. Kültürel geçmişimiz, başarı olasılığımızda kilit bir faktör olan mevcut davranışlarımızı büyük ölçüde etkiler.

Bazı kültürler, iş performansını ve kişisel gelişimi engelleyebilecek ölçüde güç ve otoriteye yüksek bir saygı gösterir.

Bazıları ise daha yüksek düzeyde bireysellik gösterir ve bu, daha fazla kişisel bağımsızlık ve risk alma isteği sağlayabilir.

Asya dillerinde saymak daha kolaydır. Ve bu nedenle matematik, batılıların aksine Güney Doğu Asyalılar için daha sezgiseldir.

Çin, Kore ve Japonya'daki kültürlerin çoğunda temel gıda olarak pirinç bulunur. Pirinç yetiştirmek, diğer tarım biçimlerine kıyasla daha fazla emek ister ve bu, genel olarak iş ve hayata karşı farklı tutumlar anlamına gelir.

Gladwell bu bölümde, konuyu açıklığa kavuşturmak için 19. yüzyılda Kentucky, Harlan'da meydana gelen birkaç olayı tartışıyor.

Bölüm 7: Uçak Kazalarına İlişkin Etkin Kuram

1988 ve 1998 yılları arasında American Airlines, her 4 milyon uçuşta yalnızca bir uçak kazası bildirdi. Karşılaştırıldığında, aynı zaman diliminde Korean Air, milyon uçuş başına yaklaşık beş uçak kaybetti.

Gladwell, Korean Air'in bir dizi kaza yapmasının sebebinin Kore'nin kültürel mirası olduğunu savunuyor.

Her bireyin kendine özgü bir kişiliği olsa da, içinde büyüdüğü topluluk onun davranışları üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir.

Hollandalı Psikolog Geert Hofstede, ülkeler arasındaki kültürel davranışsal farklılıklardan çok etkilenmişti. Hangi kültürlerin otoriteye değer verip saygı duyduğunu ve hangilerinin görmezden geldiğini anlamak için Powder Distance Index'i (PDI) yarattı.

Bu, havacılık endüstrisi için özellikle ilgi çekiciydi çünkü çok sayıda uçak kazası, yardımcı pilotun gördüğü bir aksaklığı ya da hatayı üstü olan pilota iletemeyecek kadar çekingen olduğunda meydana gelir.

Aynı zamanda, yüksek PDI ülkelerinden (örn. Kore) gelen yardımcı pilotları kendilerini savunmaya teşvik etmek, düşük PDI ülkelerinden (örn. ABD) gelenleri cesaretlendirmekten çok daha zordu. Ancak, hiç şüphesiz, bu bir gereklilikti.

2000 yılında, çırpınan Korean Air'i dönüştürmek için Delta Air Lines'tan David Greenberg getirildi.

Yardımcı pilotların amirlerine karşı çekingenliğiyle mücadele etmek için yaptığı ilk şey, kokpitte ingilizceyi standart dil yapmak oldu.

Bu, pilotlara, yüksek Kore PDI normlarının aşılabileceği ve yardımcı pilotların daha iddialı olmalarını sağlayan yeni bir kimlik biçimi getirmiş oldu.

Saygı kültürünün normlarının üstesinden gelebilen Korean Air, 1999'dan beri bir kaza yaşamadı.

Bölüm 8: Çeltik Tarlaları ve Matematik Testleri

Gladwell, Asyalıların matematiksel hesaplamalarda, batılılardan daha usta olduğunu belirtiyor.

Örneğin, bir grup insanın 4,7,8,5,9,6,7 sayısını ezberlemek ve doğru sırayla ve yüksek sesle söylemek için 20 saniyesi olsaydı, Çinlilerin çoğu genellikle tüm diziyi doğru anlarken, İngilizce konuşanların yalnızca %50'si ezberleyebilir.

İnsanlar bilgiyi sadece iki saniyelik bir sürede ezberleyebildiklerinden Çin rakamlarının kısa olmasının bir avantajı var. Ayrıca Asyalı çocuklar saymayı genellikle çok küçük yaşlarda öğreniyorlar ve dillerinin farklı yapılandırılması sayıları kavramalarını kolaylaştırıyor.

Erling Boe tarafından yapılan bir araştırma, ülkeler arasındaki akademik başarıları değerlendirmek için kullanılan bir test olan TIMSS'teki matematik sıralamaları ile ülkeler arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu belirtiyor.

TIMSS'te şaşırtıcı derecede başarılı olan ülkeler Singapur, Çin, Japonya, Hong Kong ve Güney Kore çıkıyor.

Gladwell daha sonra pirinç ekiminin Çin'in kültürel mirası üzerinde nasıl büyük bir etkisi olduğundan bahsediyor.

Pirinç ekimi, belirli bir dizi beceri ve ekstra çaba gerektirdiğinden, pirinç yetiştirenler, diğer tüm çiftçilerden daha fazla çalışırlar.

Çinliler çok çalışmaya inanırlar ve tembellikten kaçınırlar.

Gladwell, çok çalışmaya, işbirliğine ve akıllı planlamaya son derece inanan Çin mirasının zaman içinde kesinlikle harika sonuçlar elde edeceği sonucuna varıyor.

Matematiğin yeteneğe değil, kişinin sebatına bağlı olduğunu; bu nedenle Asyalı'ların, kültürel miraslarından dolayı buna oldukça alışmış olduğunu vurguluyor.

Bölüm 9: Marita'nın Pazarlığı

Gladwell, kültürel mirasın önemini ve yaşamları nasıl büyük ölçüde değiştirebileceğini bu bölümde de yineliyor.

New York'ta tamamen başarılara ve akademik çalışmalara odaklanan bir devlet okulu olan KIPP'ten bahsediyor.

KIPP, öncelikle düşük gelirli yoksul öğrencilere yardım etmeye odaklanan bir okul. Ve bu okulda öğrenciler hafta içi 07:25'ten 19:00'a kadar ve Cumartesi günleri 09:00'dan 13:00'e kadar okula gidiyorlar. Yaz günlerinde, okul sürekli olarak sabah 8'den akşam 2'ye kadar aktif. Kıpp'te öğrencilerin gün batımından şafağa kadar çok çalıştıkları ve böylece son derece disiplinli hale geldikleri Asya yapısı takip ediliyor.

Öğrenciler öğretmenlerinden çok ilgi görüyor ve KIPP'teki öğrenciler hayatlarında bir şeyler başarmak için önde başlıyorlar.

Gladwell, batı ülkelerindeki okulların da tıpkı KIPP gibi iş günü sayılarını artırması gerektiğini söylüyor.

Özetle:

Outliers'ta Gladwell başarının çevresel, toplumsal faktörlerden etkilendiğini ve fakat 10.000 saatlik bir çalışma performansının bizleri başarıya götürmekte fark yaratacağını savunuyor.

Ve Gladwell bu eseriyle dünyanın dört bir yanından, yüzbinlerce belki de milyonlarca insan için başarının algılanma biçimini tamamen değiştirmeyi başarıyor.

Sözlerimi kitaptan bir alıntı ile noktalıyorum:

"Yılda 360 gün yataktan güneş doğmadan önce kalkabilen hiç kimse ailesini zengin etmekte başarısız olmaz.”

***

Eğer sürekli öğrenen, gelişen, kendisi ve toplum için en iyisini hedefleyen insanlarla dolu bir çevre edinmek ve bizimle birlikte büyümek isterseniz, sizi Haddini Aş Kulübü'ne hevesle bekleriz.

Katılmak için link burada.


5.159 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentarios


Yazı: Blog2_Post
bottom of page