Mükemmeliyetçilik Sizi Esir Almış Olabilir Mi?

''Dünyadaki en zengin yerler mezarlıklardır; çünkü mezarlıklarda hiç gerçekleşmeyen umutları ve hayalleri, hiç yazılmamış kitapları, hiç söylenmeyen şarkıları, asla paylaşılmayan icatları ve hiç keşfedilmemiş tedavileri bulabilirsiniz. Çünkü birileri ilk adımı atmaktan, sorunlarla başa çıkmaktan veya hayallerini gerçekleştirmeye kararlı olmaktan çok korkuyordu.'' diyor Les Brown.

Çünkü o insanlar başarısız olmaktan, hata yapmaktan, onaylanamamaktan korkuyorlardı. Fikirleri ve hayalleri üzerine uzun süre düşünmekle geçmişti ömürleri ve sonunda onlarla birlikte gömülmüşlerdi.

Peki siz şu an hangi aşamadasınız?

Ne kadar süredir bir fikir üzerine düşünüyorsunuz?

Ne kadar süredir onu erteliyorsunuz?

Adım Atmamızı Engelleyen Büyük Düşman: Mükemmeliyetçilik

Çoğumuz başkalarıyla paylaşmadan önce işlerimizin kusursuz olduğundan emin olmak istiyoruz.

Böyle olunca da ertelemenin cazibesi yaratma arzusunu kolayca ezebiliyor. Hatta genelde o ertelemelerin sonu ''vazgeçtim'' oluyor.

Mükemmeliyetçilikle ilgili yaygın olan yanılgı, onu benimsemenin, yaptığımız şeylerde gelişmemize yardımcı olmasıdır.

Gerçekte ise mükemmeliyetçilik, yaratıcılığımızı kolayca öldüren ve bizimle hedeflerimiz arasına dev duvarlar ören bir düşmandan başka bir şey değil.

Bu konudaki çalışmalarıyla tanınan Brene Brown bakın ne diyor:

''Mükemmeliyetçilik, elinizden gelenin en iyisi olmaya çabalamakla aynı şey değildir.

Mükemmeliyetçilik, sağlık, başarı ve büyümeyle ilgili değildir.

Mükemmel yaşar, mükemmel görünür ve mükemmel davranırsak, suçlama, yargılama ve utancın acısından sakınabileceğimize veya en aza indirebileceğimize inanmaktır.

Bir kalkandır.

Mükemmeliyetçilik, aslında gerçekten kaçmamızı engelleyen şeyken, onun bizi koruduğunu düşünerek her yere sürüklediğimiz 20 tonluk bir kalkandır. Gerçekte, bizi görünmekten alıkoyar.''

Sonuçta ne zaman utanç, pişmanlık ve suçluluk duyduğumuzda bunun yeterince mükemmel olmadığımız için olduğuna inanıyoruz. Ve mükemmel olmanın mantığını sorgulamak yerine her şeyi doğru bir şekilde görme ve yapma arzumuzu daha da sağlam hale getiriyoruz.

Bu da elimizi kolumuzu bağlıyor, başarıya giden tüm yolları tıkıyor.

Mükemmeliyetçilikten Nasıl Kurtuluruz?

1. Gerçekçi Kişisel Hedefler Koyarak

Bunu yaptığımızda hayatımızın kontrol edebileceğimiz kısımlarına aktif olarak odaklanacağız. Kendimize önümüzdeki hafta, ay, üç aylık dönem, yıl ve hatta 5 yıl içinde neyi başarmak istediğimizi sormakla başlayabiliriz.

Böylelikle 'mükemmel' olma arzumuzun yerini eyleme geçirilebilir hedefler listesi ve daha büyük bir amaç duygusu alacak. Aynı zamanda imkansızı denemek için sarf edeceğimiz aşırı enerjiyi ortadan kaldıracak ve daha dengeli bir yaşam tarzına sahip olacağız.

2. Duygularımızla Yüzleşmeyi Öğrenerek

Duygusal Çeviklik kavramını geliştiren Susan David'e göre kendimizin ve başkalarının duygusal doğası hakkında farkındalık oluşturarak, duygularımızla yüzleşmeyi öğrenerek ve bizi engelleyen düşüncelerden kendimizi kurtararak, eylemlerimizi değerlerimizle eşleşecek şekilde değiştirebiliriz.

Böylece yeterince "mükemmel" olmadığımız için belirli hedeflere ulaşamadığınız yanılsamasından kendimizi kurtarabiliriz.

3. ''Hayır'' Kelimesini Daha Sık Kullanarak

Mükemmeliyetçi olmanın etkilerinden biri de yeni fırsatlara hayır demekte zorlanmaktır.

Hayallerimizle doğrudan ilgili olmayan ekstra görevleri üstlenmeyi bırakmalıyız, böylece kendi hedeflerimize daha çok yatırım yapabilir ve gerçekten önemli olan şeyler üzerinde çalışmaya devam edebiliriz.

4. Küçük Başarıları da Kutlayarak

Mükemmeliyetçi zihniyet genelde küçük başarıları görmezden gelir.

Küçük zaferlerimizi önemsiz görmek yerine birer kilometre taşı olarak görmemiz hedefe giden yolda daha motive ve cesaretli olmamızı sağlayacaktır.

***

Başkalarının düşünce ve görüşleri hakkında endişelenmeye, kendimizi onlara kusursuz göstermeye vazgeçmedikçe sonsuza kadar onların esiri olmakla kalacak, kendimizi gerçekleştiremeden yaşayıp gideceğiz.

Ancak ne zaman ki mükemmeliyetçi iç sesimizi susturmayı başarabilirsek, işte o zaman daha özgür bireyler olacağız, işte o zaman kendimiz olacağız. Ve hayallerimize giden yolda önümüzdeki en büyük engelden kurtulmuş olacağız.