Haddini Aş Hikayeleri 104: Türkiye'yi Film Platosuna Çeviren Alex-Zeynep Sutherland Çifti

Sahnede hayran oldukları oyunculardan biri olan Jack Nicholson tüm görkemiyle sunuculuk yapıyor.


“Şimdi ben böyle sahnede tek başıma dikilmişken Oscar’ın en önemli ödüllerinden biri olan En İyi Film kategorisini alışılmışın aksine neden yalnız başıma sunduğumu düşünüyorsunuz. Belki söz konusu olan benim gibi ne diyeceği belli olmayan bir adam olunca yapımcılar böyle uygun görmüşlerdir. (Salonda gülüşmeler) Hayır, yalnız değilim. Şimdi Beyaz Saray’a bağlanıyoruz..”

Amerika’nın First Lady’si Michelle Obama ödül töreninin dev ekranını tüm ihtişamıyla doldurup film endüstrisinin dünyayı dönüştürme gücünden bahsederken, Zeynep ve Alex’in Kuşadası’ndaki çekimler için günlerdir konakladıkları bu küçük otel odasında saniyeler geçmek bilmiyor. Zamanın göreceliğinin hepimizi şaşırttığı anlardan biri daha..

Söyledikleriyle dünyayı değiştirebilecek bu iki muhteşem insan onların yaptıkları işten övgüyle bahsederken, Zeynep duyduklarını sindiremeyecek kadar heyecanlı. Aklında tek bir soru var: Ödülü aldık mı?

Yürüyor, oturuyor, kalkıyor, ekrana bakıyor, bakamıyor.. O bir kaç dakika içerisinde, olduğu yerde duramamak deyiminin tüm Türkçe karşılıklarının hakkını veriyor. Ekrana kilitlenip dünyayı unutmuş Alex’e göz ucuyla bakıyor. Eşi her zamanki gibi serinkanlı görünüyor ama bir elini yumruk yapıp dudaklarının üzerine koyduğuna göre belli ki bir hayli heyecanlı, diye düşünüyor Zeyn