top of page

Zehirli İş Yerlerinde Hayatta Kalma Rehberi

Güncelleme tarihi: 30 Mar 2023

Pek çoğumuz iş yerlerinde zehirli yöneticilere, patronlara, iş arkadaşlarına maruz kalıyoruz.

Bu zehirli insanlar bize baskı kuruyorlar, aşağılıyorlar, takdir etmiyorlar veya hakkımızı yiyorlar.

Ve bu tür insanlarla çalışmak, iş hayatımızı kabusa çevirebiliyor.

Bu arada araştırmalar, zehirli ortamların sadece iş tatminini azaltmadığını, aynı zamanda sağlık sorunlarına da yol açabildiğini, kalp krizi ve depresyona girme riskini arttırdığını ortaya koyuyor.


Peki bu gibi ortamlarda nasıl tavırlar takınmalıyız?

Stanford profesörü olan Bon Sutton, The Asshole Survival Guide kitabında bu konuyla ilgili harika önerilerde bulunuyor.

Bugün o önerileri paylaşmak istiyorum sizinle:


1. Kurşunlardan Kaçmak

Zehirli insanlarla savaşmak, geri cevap vermek veya intikam almaya çalışmak çoğu zaman bizim aleyhimize sonuçlanacaktır.

Nedenini ise Sutton, Zombi benzetmesiyle gayet açık bir şekilde ifade etmiş. Zombiler, ısırdığı kişilere zehirlerini bulaştırır. Yani onları alt etmeyi düşünürken onlardan bir tanesi haline dönüşebiliriz.

2016'da Housman'ın yaptığı bir araştırma ise şöyle ilginç bir gerçeği ortaya koymuş:

Bir iş yerinde zehirli bir çalışanın 6-7 metre etrafında çalışan insanların zehirli birer çalışana dönüşme ihtimali %112,5 artıyor.

O yüzden ilk yapmamız gereken şey, zehirli insanlardan uzak durmak, onlarla gerekmedikçe temasa geçmemek olmalı. (Bu konuyla ilgili "Ofisteki timsahlarla mücadele etmek" yazımız da ilginizi çekebilir.)

Sutton, eğer bu mümkün değilse, yanımıza yandaşlar bulmamızı öneriyor.

Yani aynı kişinin zehirli davranışlarından etkilenen insanlarla kendimize bir ordu kurabiliriz. Bu yöneticimiz de olabilir, iş arkadaşlarımız da. Böylece o insana karşı korunmamız artacaktır.

Eğer ortalıkta dolaşıp hayatı çekilmez hale getiren bir patronumuz varsa, patronun asistanıyla aramızı iyi tutmak da lehimize sonuçlar verecektir.

Patronun ne zaman sinirli, ne zaman sakin olduğunu bize söyleyebilir ve biz de davranışlarımızı buna göre ayarlayabiliriz.

Bu arada zehirli ortam müşteriler tarafından da yaratılabilir. Böyle durumlarda yine doğru bir takımımızın olması çok önemli.

Mesela 2013'te diş hekimleri üzerine yapılan bir araştırma, eğer diş hekiminin zehirli hastaların zor yönleriyle başa çıkabilen, onları yumuşatan ve hazırlayan iyi bir asistanı varsa, diş hekiminin işini daha iyi yaptığını ortaya koymuş.


2. Olayları Yeniden Çerçevelemek

Durumları değiştiremeyebiliriz, ancak onları nasıl algıladığımızı değiştirebiliriz.

Sosyal psikologlar ve araştırmacılar, rahatsız edici gerçekleri veya üzücü deneyimleri daha olumlu bir yeniden çerçevelemenin (yeniden değerlendirmenin) rahatlama sağlayabileceğini söylüyor.

Hayatı bize karartan zehirli bir patronumuz varsa, bunu bir felaket olarak görmek yerine, zor insanlarla başa çıkmayı öğrenmek için bir fırsat olarak görebiliriz.

Veya çok haksız, negatif bir geri bildirim aldığımızda bunu kendimize yapılan bir hakaret gibi algılamak yerine stresli durumlarla başa çıkmada ne durumda olduğumuzu görmek için bir fırsat olarak değerlendirebiliriz.


Bize saldıran kişinin kötü bir ruh halinde veya sorunları olabileceğini de kendimize hatırlatmak iyi gelebiliyor.

Yani olaylara başka bir çerçeveden bakmayı ve kişisel algılamamayı öğrenmemiz gerekiyor. (Duygularınızı nasıl yönetebileceğinize dair 8 sırrı öğrenin.)

Bunu uygulamak, olayları dert olarak görmekten vazgeçip bir öğrenme, bir kişisel gelişim, hatta bazı durumlarda bir eğlenme fırsatı olarak görmemizi sağlayacak.

Eğer tüm bunlara rağmen karşı taraf üzerimize gelmeye devam ediyorsa, ilk adımda yapmamız gereken şey sakin kalmak.

Sakin kalmalı, yavaş konuşmalı, sert cevaplar vermemeliyiz.

Bob Sutton, bu yöntem için bankalarda gecikmiş kredileri tahsil eden insanlardan esinlendiğini söylüyor.

Gecikmiş bir krediyi tahsil ederken ortamda çok büyük bir stres olur ve tahsilatçılar yavaş ve sakin, uzun aralıklarla konuşmayı tercih ederler. Ve araştırmalar bu durumda tahsilatların hızlandığını, problemlerin azaldığını ortaya koyuyor.

Anlayacağınız, ya zihni yapımızı değiştireceğiz, ya durumun kişisel olmadığını kabul edeceğiz ya da sakinliğimizi koruyacağız.

Ayrıca Bakınız; Bir Yan İş Kurun!

3. Savaşmayı Gerektiren Durumlarda Savaşmak

Bob Sutton'un ilk önerisi elbette ''savaşmayın'' oluyor.

Çünkü savaşmak pek işe yarayan bir yöntem değil.

Hatta iş yerinde çalışanlar, yöneticileriyle olan savaşlarında %68 oranında kaybediyorlar.

Üzerimizde sert bir yönetici varsa, onlarla savaşmaya kalktığımızda muhtemelen kaybedeceğiz. Savaşmak bizi daha da yorabilir ve daha olumsuz etkileyebilir.

Bob, ''eğer böyle bir yöneticiniz varsa onla savaşmak yerine alternatifler bulmakta fayda var'' diyor. Bu yeni bir iş bulmak olabilir, başka bir role geçmek olabilir, o insanla olan iletişimi azaltmak olabilir.

Ama biz insanız ve bazen gerçekten bir intikam almak, yaptıkları yanına kalmasın istiyoruz.

Bu durumlarda ise göz önünde bulundurmamız gereken şeyler var.

1. Ne Kadar Güçlüyüz?

Önce gücümüzü tartmalıyız. Eğer karşımızdaki bir CEO ise savaşa girmek pek akıllıca olmayacaktır, çünkü kaybetme ihtimalimiz çok yüksek. Eğer karşımızda bizimle denk birisi varsa onu ikna edebilmek daha kolay olacaktır.

2. Belgeleme

Karşı tarafın bizi üzdüğü davranışların belgelerine ihtiyacımız olacak.

Bu zehirli mail yazışmalarının olduğu belge de olabilir, ses kayıtları da olabilir, size tanık olacak arkadaşlar toparlamak da olabilir.

Bunları gerçek kanıt olarak toparlamak lazım, çünkü IK'ya gittiğimizde elimizde gerçek kanıtlar yoksa yöneticinin tarafında olma ihtimalleri daha yüksektir.

3. Dayanışma

Bir araştırma sonucuna göre, eğer kötü yöneticiye karşı takım arkadaşlarımızla birlikte iş birliği içinde mücadele edersek, kötü yöneticinin cezalandırılma ihtimali %58'e çıkıyor. Ama bunu tek başımıza yaparsak ihtimal %20'lere kadar iniyor.

Bu yüzden tek başımıza savaşmamalıyız.

***

Evet, Bob Sutton'ın önerileri bu şekilde.

Bu önerilerin sadece iş dünyasında değil, özel hayatta da oldukça etkili olacağını düşünüyorum. Ne dersiniz, denemeye değmez mi?

3.251 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentários


Yazı: Blog2_Post
bottom of page