Ben Artık Korkmuyorum!

Sene 1999.. Brad Pitt ve Ed Norton'un başrollerini paylaştığı Dövüş Kulübü bomba etkisiyle giriyor sinemalara. Obsesif boyutta süregelen tüketim alışkanlıklarımızı ve bunun kim olduğumuzu nasıl değiştirdiğini olağanüstü anlatan bir filmdi. Sahip olduğumuz her şey aslında omuzlarımıza bir nevi esaret ve irili ufaklı yükler getirirken, kendimizi iyi hissetmek ve "kabul görme, onaylanma" gibi psikolojik ihtiyaçlarımız için sürekli yeni bir şeylere sahip olma çabalarımıza alaylı bir dokunuştu Dövüş Kulübü.


İhtiyacımız olmayan şeyleri, olmayan paramızla, sevmediğimiz insanları etkilemek için alıyoruz.”

Fight Club

Bugün neyse ki; biraz zorlayıcı ekonomik koşullar, biraz pandeminin hayatın kayganlığıyla ilgili bize öğrettikleri, biraz da minimalizm'in yeni "cool" olmasıyla tüketimle aramıza, geçtiğimiz 10 yıla göre, biraz daha mesafe koyabildik.


Bunda tabi ki daha temel ihtiyaçlar olan elektrik, ısınma gibi diğer giderlerin yüklerinin artmasıyla nefes alamaz hale gelmemizin de etkisi var. Bu başka bir yazının konusu olsun, ben devam edeyim..


Eğer Dövüş Kulübü bugün çekilseydi muhtemelen hicvettiği konu tüketimden ziyade başarı ve mükemmellik takıntımız olurdu.


Çünkü özellikle son yıllarda "onaylanma ve kabul görme" ihtiyacımızı; başardıklarımızla, altından kalkabildiklerimizle, mükemmel eş, evlat, çalışan olmaya çalışmakla karşılıyoruz.