Haddini Aş Hikayeleri 46: Frédéric Chopin

Güncelleme tarihi: 9 Kas 2020

‘’Varoşlar talan edildi, zavallı babam açlıktan ölüyor olabilir, annem bir lokma ekmek bulamıyordur belki… Ya da bir Rus O’nu ve kız kardeşimi öldürmüştür. Ben ise çaresizliğimin sesini ancak piyanoma yansıtabiliyorum. ‘

1831 yılında, çok sevdiği ve özlem duyduğu ülkesi Polonya işgal altındayken günlüğüne bu sözleri aktarıyor Chopin.

Neredeyse tüm hayatı hüzün ve özlem ile geçen, hissettiği bu duyguları insanlığın gördüğü en iyi bestelere dönüştüren Chopin’in hayatını anlatıyorum bu yazımda.

Çocukluk Yılları

Sürgündeki Polonya Kralına Fransa’da hizmet eden, sonrasında onunla birlikte Polonya’ya gelen ve burada kalan, Aristokrat ailelerin çocuklarına eğitim veren bir Fransız olan Nicolas Chopin, Justina isimli Leh bir kadınla evlenir ve takvimler 1 Mart 1810’u gösterdiğinde Frédéric Chopin dünyaya gelir.

Varşova’da mutlu bir çocukluk geçirir Chopin. Annesi ve ablasının piyanoda çaldığı besteleri dinleyerek büyür.

Chopin’in özel ve yeteneki bir bir çocuk olduğu küçük yaşlarında fark edilir. Çünkü 5-6 yaşlarındayken duyduğu besteleri aynen çalabilen, kendi bestelerini dahi yapabilen bir çocuktur.

İlk açık hava konserini ise 7 yaşındayken verir. İnsanlar o dönemler ona Mozart’ın varisi olmayı yakıştırır. Bir yandan da Varşova Konservatuarı’ndaki müzik hocalarından eğitimler almaya başlar.