Linkedin Ölmeli, Çünkü Biz Unvanımızdan Çok Daha Fazlasıyız

Geçenlerde bir okul arkadaşı kızıma “baban ne iş yapıyor?” diye sormuş.

Kızım bu soruya yanıt verirken çok zorlandığını, benim ne iş yaptığımdan pek de emin olmadığını farkettiğini söyledi. Ve endişeli bir gülümsemeyle aynı soruyu bana yönlendirdi: “Baba, sahiden sen ne iş yapıyorsun?”


Aslında hem arkadaşının hem de kızımın derdi ne iş yaptığım değil, unvanım.


Çünkü derli toplu saygın mesleklerin “doktor”, “mimar”, “mühendis” gibi unvanları olur.


Kurumsal hayatta ise somut mesleki unvanların yerini hiyerarşideki yerinizi tanımlayan “yönetici” ya da tabii olduğunuz fonksiyonu açıklayan “muhasebeci” gibi etiketler alır.


Aslında kızımın arkadaşının davranışı her yaştaki insan için geçerli. Herkes birbirinin unvanını merak eder. Çünkü unvan; sahibinin eğitimi, mesleki başarısı, finansal durumu ve toplum hiyerarşisindeki yeri gibi konularda çokça ipucunu taşır bünyesinde.


Sorun şu ki ben unvansız birisiyim. Çünkü geleceğin yaratıcıların elinde olduğunu biliyorum.


Bunu sadece kızımın sorusuna cevap verirken zorlandığımda değil, bir yerlere konuşmacı olarak çağrıldığımda da hissediyorum. Konuşmamla ilgili tanıtım malzemelerinde unvanım olarak ne yazmaları gerektiğini her sorduklarında kafamın karışması ve o aralar daha fazla yoğunlaş