Zihninizi Tatile Çıkartmanız Gerektiğini Gösteren 5 İşaret

İşime odaklanmakta güçlük çektiğim zamanlar oldu. Kendimi tembellikle suçladım.

Üretkenliğim düştü zaman zaman. Kendimi beceriksiz olmakla suçladım, eleştirilmekten korktum biraz da. ''Zorla kendini, devam et'' dedim.

İnsanlarla sağlıklı ilişkiler yönetemediğim dönemlerim oldu. Kendimi geçimsiz olmakla suçladım.

Sadece zihnen yorulmuş olabileceğim, bir molaya ihtiyacım olabileceği aklıma gelmedi bile. Ve evet, çok sonra anladım ki, ihtiyacım olan tek şey zihnimi dinlendirmekmiş, yaşadıklarım ise zihnimin "lütfen beni biraz rahat bırak" deme yöntemiymiş.

Her günün bir önceki günün yorgunluğuyla katlandığı bu "son sürat koşma çağında" biz insanlar tatil fikrini sadece yılda 1-2 hafta çıkılan bir olgu gibi görmeye eğilimliyiz. Aylarca dizginlerinden kopmuş bir at gibi koşuyoruz, ki o 1 haftayı hak edelim. O haftayı ne derece kaliteli geçirdiğimiz ise ayrı bir yazı konusu..

Tatil fikri bizim için arada sadece nefes alıp, kendimize döneceğimiz bir zaman aralığı yaratmaktan çok uzak. En son kaçımız bir öğleden sonrayı kendine hediye etti acaba?

Eşi benzeri görülmemiş bir stres çağında yaşıyoruz, ancak çok azımız zihinsel sağlığını korumak ve geliştirmek için zaman ayırıyor.

Terapist Chloe Brotheridge, bu konuda şöyle diyor:

"Toplumumuzda, yalnızca çok çalışmanın üretken olduğuna inanmaya yönlendiriliyoruz, ancak dinlenmenin de aynı derecede değerli olduğunu savunuyorum.

İşiniz sizi tamamen esir alarak hayatınızdaki en önemli şey haline geldiyse, bunu tamamen tersine çevirmenin ve bir süre için hayatınızdaki bir numaralı öncelik olarak kendinize zaman ayırmanın zamanı gelmiş olabilir.''

Öyle ki istatistikler her 4 yetişkinden 1'inin teşhis edilebilir bir zihinsel sağlık bozukluğuna sahip olduğunu gösteriyor. Bu yüzden hem iş hem özel hayatınızdaki refahınız için zihinsel sağlığınıza odaklanmak her zamankinden daha önemli.